Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/827 E. 2011/8822 K. 06.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/827
KARAR NO : 2011/8822
KARAR TARİHİ : 06.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkilne ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü ileri sürerek ve talebini ıslah dilekçesi ile artırarak 14.097,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın zamanaşımından sonra açıldığını ve ödeme yapıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davanın ceza zamanaşımına tabi olduğu ve davacının acentesine yaptığı ödemenin sigorta ettiren için sonuç doğurmayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne 14.097,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta değeri tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 1268. maddesi uyarınca, sigorta hukukundan kaynaklanan her tür uyuşmazlık 2 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Zamanaşımının süresinin başlangıç tarihi ise, aynı yasanın 1292 ve 1299 maddeleri ve Kasko Sigorta Genel Şartları B.1.1 maddesi hükümlerine göre, hasar ihbarı için öngörülen 5 iş günü sonunda işlemeye başlar. Zamanaşımı için yasal süre 2 yıl olmakla birlikte sigorta şirketinin ödeme yapacağı inancı ile sigortalıyı oyaladığının anlaşılması halinde bu husus dikkate alınarak zamanaşımı değerlendirilir. Somut uyuşmazlıkta sigortalı araç 22.10.2004 tarihinde meydana gelen kazada hasar görmüştür. Sigorta şirke-
ti ilk iki ödemeyi farklı tarihlerde kendi acentesine, üçüncü ödemeyi 23.05.2005 tarihinde sigortalıya yapmış ve ibra edilmiştir. Sigortalı hiçbir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 20.06.2008 tarihinde dava açmış olup, bu süre içinde davalı … şirketinin tüm tazminatı ödeyeceğine ilişkin bir oyalama eylemi de kanıtlanamadığından davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 6.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.