YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8485
KARAR NO : 2011/11120
KARAR TARİHİ : 24.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Gaziosmanpaşa 2.İcra Müdürlüğünün 2007/5338 sayılı takip dosyası, Konya 1.İcra Müdürlüğünün 2008/3936 talimat sayılı dosyasında 17.12.2008 tarihinde haczedilen makinaların müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını, mahcuzların bir kısmının borçludan satın alınan makinalar olup borçlunun bu makinaların teknik bakımını yapmak amacıyla haciz sırasında hazır bulunduğunu, bir kısım mahcuzun da dava dışı şirketlerden satın alındığını ileri sürerek mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlunun haciz sırasında hazır bulunduğunu, davacı ile borçlunun faaliyet alanlarının aynı olduğunu, alacaklıdan mal kaçırma amacıyla birlikte hareket ettiklerini, mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olup davacının dayandığı faturaların karine aksini ispata yeterli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu, ticari faaliyetine 2007 yılında son verdiğini, davacıya sattığı makinaların arızasını tamir etmek için davacı şirkette geçici olarak çalıştığını beyan etmiştir.
Mahkemece, haczin borçlunun huzurunda yapılması nedeniyle mülkiyet karinesinin alacaklı yararına olduğu, ancak karine aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı delillerle ispat edildiği, davacının borçlunun işletmesini tamamen devir almadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş, hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 17.12.2008 tarihinde, borçlu …’ın huzurunda yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde bir menkul malı elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayılacağı hükmü bağlanmıştır. Başka bir anlatımla İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksi davacı 3. kişi tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanamadığından mahcuzlar borçlunun sayılır. Davacının dayandığı vergi kaydı ve kapanış tasdikleri olmayan ticari defter kayıtları hükme dayanak yapmaya yeterli olmadığı gibi borcun doğum tarihinden sonra düzenlenmiş 27.11.2008 tarihli faturalar ile alındığı anlaşılan demir malzemesi misli nitelikte olup mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli değildir. Kaldı ki davacı 3. kişinin, yine borcun doğum tarihinden sonraki tarihi taşıyan fatura ile iki adet pres makinası ve iki adet diş çekme makinasını borçludan satın aldığı anlaşılmaktadır. İİK’nun 280/3. maddesinde ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan şahısın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdı ile hareket ettiği kabul edilmiştir. Somut olayda, borçlu borcun doğum tarihinden sonra ticari emtiasının önemli bir bölümünü üçüncü kişiye devretmiştir. Aynı alanda faaliyet göstermeleri nedeni ile üçüncü kişi, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu, dolayısıyla alacaklıya zarar verme kastını bilebilecek durumdadır. Şu halde, borçlu ile davacı 3. kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak örtülü işletme devri yapıldığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.