YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8586
KARAR NO : 2012/4762
KARAR TARİHİ : 17.04.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 17.4.2012 Salı günü davacı taraftan gelen olmadı. Davalı Güneş Sigorta AŞ Avukatı … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın meydana gelen tek taraflı kazada ağır hasar gördüğünü, kasko sigorta poliçesinde yeni değer klozu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere araç bedeli ve kiralık araç verilmemesi nedeniyle 35.590 TL. tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait aracın sürücüsünün…olduğunun, sürücünün sürücü belgesinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre davacının hasarın kasko sigortası kapsamında kaldığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gere-
ğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Kabul şekline göre; Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. Ancak sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgelerin davalı sigorta şirketine bildirilmesinden sonra davalı sigorta
şirketi tarafından sigorta teminatının ödenmemesi üzerine işbu dava açılmıştır.
Davalı vekili, kazadan sonra sürücü değişikliği yapıldığını asıl sürücünün sürücü belgesi bulunmadığını iddia etmiştir.Bu konudaki ispat külfeti M.K.’nun 6 ve TTK.nun 1281/2.maddeleri uyarınca davalı sigorta şirketine aittir.Kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında sürücünün … olduğu ancak sürücünün kimliğinin şüpheli olduğu yazılmış, kazadan bir gün sonra 4.5.2008 tarihinde tutulan tutanakta ise sürücünün … olduğunun anlaşıldığı belirtilmiş, tutnak düzenleyicileri de tutanak içeriğinin doğru olduğunu belirtmişlerdir. Kaza tespit tutanağı aksi ispat edilene kadar geçerli resmi belge niteliğindedir. Sigorta şirketi tarafından yapılan araştırmada ise sürücü … ve babası…’ın beyanları alınmış, kendilerinin başka araçla seyrederken önlerinde bulunan sigortalı aracın takla attığını, Mehmet’in yaralıları hastaneye götürdüğünü,…i’nin ise kaza yerinde kalıp jandarma görevlileri geldiğinde aracı kendisinin kullandığını söylediğini belirtmişler, mahkemece tanık olarak beyanlarının alınmasına karar verilmiş ise de davalı sigorta şirketi tanıkların adreslerini belirleyemediğinden dinlenememişlerdir. Davalı vekili sürücü değişikliği yapıldığını iddia etmiş ise de delil olarak sigorta şirketi tarafından alınmış tek taraflı delil niteliğinde bulunmayan beyanlara dayanmış, tutanak içeriğinin aksini ispata yarar somut deliller ileri sürmüş değildir. Ayrıca davacı sigortalının rizikonun gerçekleşme şeklini kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı şekilde bildirdiği sabit olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle ispat yükü bulunan davalı sigorta şirketinin beyanlarına dayandığı tanıkların mahkemece dinlenmemiş olması ve bu hususta başkaca delil de sunulmaması nedeniyle mahkemece kaza tespit tutanağının aksinin hangi somut delillerle kanıtlanmış olduğu belirtilmeden TTK.1281. maddesine aykırı şekilde ispat yükünün davacıda olduğu ve iddialarını ispat edemediği belirtilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.4.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.