Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/8790 E. 2012/1364 K. 09.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8790
KARAR NO : 2012/1364
KARAR TARİHİ : 09.02.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili davalılardan …’nın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece taşınmazın düşük bedelle ve kötüniyetle satılması nedeniyle davanın kabulüne ve davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların
iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda; mahkemece, taşınmazın düşük bedelle satılması ve borçlu davalı …’nın alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile satış yapması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz, üzerindeki 50.000.00 TL. tutarındaki ipotek ve çok sayıda haciz ile birlikte 14.350.00 TL. bedelle borçlu davalı tarafından diğer davalıya satılmış olup bilirkişi tarafından düzenlenen raporda taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin ise 123.909.40 TL olduğu bildirilmiştir. Ancak davalı … cevap dilekçesinde taşınmazı gerçekte 120.000.00 TL bedelle satın aldığını, bunun için de kendisine ait iki adet taşınmaz ile aracını sattığını, taşınmaz üzerindeki şerhleri kaldırmak için avukata para ödediğini savunmuş, borçlu davalı da buna benzer beyanda bulunmuştur. Yine mahkemece borçlu davalının alacaklılardan mal kaçırma amacı ile satış yaptığı hususu gerekçede gösterilmiş ise de, bu tür davalarda borçlu davalının kötü niyetinin değil, borçlu ile işlemde bulunan kişinin borçlu davalının alacaklılardan mal kaçırma kastını bilmesi veya bilebilecek durumda olması önem arz etmektedir. Bu durumda mahkemece davalı …’ın savunmasında ileri sürdüğü gibi iki adet taşınmaz ile aracını satıp satmadığı, satmış ise hangi tarihte kaç lira bedelle, kime sattığının ve aldığı bedelin nereye harcandığının araştırılması, buna ilişkin davalı delillerinin istenilmesi, taşınmazın üzerinde bulunan haciz ve ipotek bedellerinin ödenip ödenmediği, ödenmiş ise kim tarafından ödendiğinin irdelenmesi, haciz ve ipotek bedelleri satın alan Hasan tarafından ödenmiş ise bunun taşınmazın satış bedeline eklenmesi gerektiğinin
düşünülmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 9.2.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.