YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9462
KARAR NO : 2011/12582
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … 9.İcra Müdürlüğü’nün 2010/8469 Takip sayılı dosyasından gönderilen 30.7.2010 tarihli haciz yazısına müvekkili banka tarafından 6.8.2010 tarihli cevap yazısı ile dosya borçlusunun müvekkili banka ile yaptığı sözleşme hükümleri gereğince borçlunun hesapları üzerinde rehin hapis ve takas mahsup hakları bulunduğunu, bu haklardan sonra gelmek üzere haczin işlendiğinin bildirildiğini, bu cevabın alacaklı tarafından istihkak iddiası niteliğinde kabul edilerek kabul etmediklerini bildirmesi üzerine Mahkemece İik 96-97 maddeler gereğince müvekkiline süre verildiğini belirterek istihkak davasının kabülü ile hacin kaldırılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz tarihi itibariyle davacının muaccel alacağı ve riski bulunmadığından rehin iddiasının geçerli olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile haciz tarihi itibarıyla muaccel alacağın tespiti halinde kısmi kabül yönünden karar verilebileceğini, ancak davacının itirazıyla birlikte herhangibir belge, delil sunulmadığından itirazının kötüniyetli ve borçluyu koruma amacına yönelik olması nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Borçlu savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacı bankanın rehin,mahsup ve takas hakkının, borçlu şirkete verilen çek defterleriyle ilgili, her bir çek yaprağı için bankanın sorumlu olduğu asgari tutar yönünden tanındığı;davacı tarafından davalı borçluya 2010 yılında 2 çek karnesi olmak üzere toplam 35 çek yaprağı teslim edildiği, bunlardan 7 çekin ödendiği,17 çekin karşılıksız çıktığı, karşılıksız çıkanlardan 2 çekin banka sorumluluk tutarının ödendiği, 1 çekin ödenebilir durumda ve borçluda olduğu,10 çekin bankaya iade edildiği, bu durumda davacı banka yönünden 32 çekle ilgili ödemekle yükümlü olduğu asgari ödeme tutarı tehlikesi bulunmadığı, davacının 2 çek için ödeme yapmış olması nedeniyle rehin ve mahsup hakkını kullanabileceği, 1 adet çekin ise kullanılıp kullanılmadığının belli olmadığı, 2011 yılında her çek yaprağı için bankanın sorumlu olduğu asgari tutarın 655,00’den toplam 1.310,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.310,00 TL için davacının istihkak iddiasının kabülüne, bu miktar üzerindeki haczin kaldırılmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
Somut olayda Mahkemenin de kabülünde olduğu gibi davacı banka ile davalı borçlu arasındaki 25.3.2010 tarihli çek taahütnamesinin 14.maddesi gereğince davacı bankanın, borçlunun banka nezdindeki doğmuş ve doğacak tüm alacakları üzerinde rehin ve hapis hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır. 30.7.2010 tarihli hacze cevaben yazılan 6.8.2010 tarihli itiraz yazısından borçlunun davacı bankadaki hesabında 16.735 TL olduğu, bu miktar üzerinde davacı bankanın karşılıksız çıkan 17 çek için riski bulunduğu (HGK. 2011/17-513-549 sayılı kararı da bu yöndedir) ve risk miktarının karşılıksız çıkan her çek yaprağı için 655,00 TL ‘den 11.135,00 TL olması nedeniyle davacının istihkak iddiasının 11,135,00 TL’lik kısmının kabülüne karar verilmesi gerekirken karşılıksız çıkan ve banka tarafından ödeme yapılan 2 adet çek için 1,310,00 TL ile sınırlı olarak kabülü isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün BOZULMASINA 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.