YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10068
KARAR NO : 2013/2049
KARAR TARİHİ : 21.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigortalı olduğunu, 7.10.2008 tarihinde meydana gelen kazada hasarlandığını, davalı hakkında mahkemenin 2009/111 esas 2011/448 karar sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 8.000 TL.nin tahsili için dava açıldığını o dosyada alınan bilirkişi raporuna göre toplam 28.000 TL hasar olduğunun belirlendiğini mahkemece 8.000 TL yönünden davanın kabulüne karar verilip hükmün temyiz edilmeden kesinleştiğini belirterek bakiye 20.000 TL.nin 13.4.2009 ilk dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde davanın TTK’nin 1268.maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını fazlaya ilişkin hakkın saklı tutularak kısmi dava açılmasının bakiye kısım için zamanaşımını kesmediğini, olay tarihinden itibaren dava tarihine kadar 2 yıldan fazla süre geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 20.000 TL tazminatın ilk dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak davacı sigortalı tarafından davalı kasko sigortası şirketine karşı araç hasarı nedeniyle ek dava olarak açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, ihtilaf konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
TTK’nin 1292 maddesi gereğince sigorta ettiren kimse sigortanın taalluk ettiği rizikonun gerçekleştiğini haber aldığı tarihten itibaren 5 gün içinde sigortacıya haber vermeye mecburdur.
Yine aynı yasanın 1268 maddesi hükmüne göre “sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün istemler 2 yılda mürüruzamana uğrar.” Dava açılması, BK’nun 133/2 maddesi uyarınca zamanaşımını kesen sebepler arasındadır. Ancak dava, açılan miktar için zamanaşımını kesmektedir. Zarar gören kişinin dava dışı tuttuğu tazminat miktarı için zamanaşımı kesilmez, bu miktarla ilgili olarak işlemeye devam eder. Mevzuatımızda fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, saklı tutulan alacak kısmı için zamanaşımını kesen bir sebep olarak öngörülmemektedir. Zarar gören kişi tazminat alacağının tamamını değil, bir kısmını dava etmiş olabilir. İlke olarak ilk davada (zararın) sigorta bedelinin bir kısmı istenmiş olup fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş olsa dahi saklı tutulan ve daha sonra ek davaya konu edilen istem, asıl davanın tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olup, açılan ilk dava ile istenmeyen sigorta bedeline (zarara) ilişkin işlemeye başlayan zamanaşımı süresi kesintiye uğramayıp devam etmektedir.
Somut olayda davacı vekili, müvekkiline ait araçta 7.10.2008 tarihinde trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin tazmini için davalıya 17.10.2008 tarihinde ihbarda bulunmuş, davalının hasarı karşılamaması nedeniyle mahkemenin 2009/111 esas sayılı dosyasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 8.000 TL’nin tahsili istemiyle 13.4.2009 tarihinde davalı sigortacı aleyhine dava açılmıştır. Bu dosyada hükme esas alınan 16.5.2011 tarihli bilirkişi raporunda davacı aracının pert olduğu, 48.000 TL 2.el piyasa rayiç değerinden 20.000 TL sovtaj bedelinin mahsubu ile davacı zararının 28.000 TL olduğu tesbit edilmiştir. Mahkemece 2011/448 sayılı 27.7.2011 tarihli kararla davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 8.000 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmeksizin 5.9.2011 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili 11.10.2011 tarihinde işbu davayı açarak bakiye 20.000 TL’nin ilk dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini istemiş; davalı … şirketi vekili süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığını fazlaya ilişkin
haklar saklı tutularak açılan kısmi davanın bakiye kısım için zamanaşamını kesmediğini, olay tarihinden dava tarihine kadar 2 yıldan fazla sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, olayın 7.10.2008 tarihinde meydana geldiği, davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 13.4.2009 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresinde … Esas sayılı dosyada ilk davasını açtığı, o dosyada alınan 16.5.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ile davacının zararının tesbit edildiği, bu tarihten önce davacının zarar miktarını tam olarak bilmesinin mümkün olmadığı, ilk davada davacı fazlaya ilişkin hakkını saklı tuttuğundan olay tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin bu davada uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda davacının 2009/111 Esas sayılı dava dosyasında 13.4.2009 tarihinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 8.000 TL.nin tahsili için açtığı davanın talep edilen 8.000 TL için zamanaşımını kestiği, bakiye 20.000 TL zarar için zamanaşımının kesilmediği, bu kısım yönünden olay tarihine 5 günlük ihbar süresinin eklenmesi sonucu bulunan 12.10.2008 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye dava ettiği, işbu ek davanın açıldığı 11.10.2011 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olduğunun kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ’ye geri verilmesine 21.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.