Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10189 E. 2013/1204 K. 07.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10189
KARAR NO : 2013/1204
KARAR TARİHİ : 07.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı, müvekkiline ait aracın basit bir su birikintisi sanılan ve geçilebileceği düşünülen yağmur sonucu oluşan birikintiye girdiğini, suyun derinleşmesiyle aracın aksamlarının hasarlandığını, ihbara rağmen davalının zararı karşılamadığını belirterek 11.381,56 TL tamir bedelinin temerrüt tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacıya ait aracını sürücüsünün kendi iradesi ile araç geçişine müsait olmayan doğal dere yatağı içerisinden geçmek istediği sırada hasarın meydana geldiğini motor stop etmesine rağmen çalıştırılmaya uğraşılması sebebiyle hasarın arttığını sürücünün kasta yakın ağırlık kusurunun bulunduğunu, hasar miktarının fahiş ve teminat kaspasamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı Vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigorta şirketi hakkında sigortalı tarafından açılan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davacı aracının 2.11.2009/2010 vadeli kasko poliçesi ile davacı … şirketine kasko sigortası yaptırıldığı ve kaskolu araçtaki hasarın poliçe yürürlük süresi içinde 7.3.2010 tarihinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir. Mal sigortaları türünden olan kasko sigorta poliçesinin teminat kapsamını belirleyen A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın idaresi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3.kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması, çalışması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan TTK.nin 1282.maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin kasko sigortası genel şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Sigortası Genel Şartlarının 1.5. Maddesi ve TTK.nin 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan rizikonun teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya baktığımızda sigortalı aracın davacı sigortalının babası dava dışı Adem Bilen’in yönetiminde iken 7.3.2010 tarihinde saat 15.00 sularında … mevkiinde önündeki köprüden geçerken köprü üzerinin yağmur suyu ve kapanması ve sürücünün köprünün çöktüğünü görememesi nedeniyle aracın dere yatağına oturduğu ve stop ettiği, civardaki köylülerin yardımı ile traktörle çekilerek aracın
dereden çıkartıldığı olayın davalı sigortacıya ihbarı üzerine aracın yetkili servise götürüldüğü araçta motor ve şanzıman kısmının su alması nedeniyle hasar meydana geldiği, davalı … şirketi eksperlerince sigortalı araç üzerinde inceleme yapılarak bir kısım hasarların tesbit edildiği sigortalı aracın… model olup, 62.800 TL sigorta bedelinin bulunduğu davalının 7.6.2010 tarihli yazı ile hasarın teminat kapsamında kalmadığını, sigortalıya bildirdiği sigortalının aracını dosyada mevcut faturalara göre 11.381,56 TL karşılığında tamir ettirdiği sigortalı aracın geçtiği yerin civar köylülerce de sürekli kullanıldığı araç trafiğine açık olduğu bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere toprak yolun su akıntısı olan dereden sonra devam ettiği, derenin karşısında evler bulunduğu, evlere ve arazilere bu yolun kullanılarak gidildiği olaydan sonra dereden akan suyun geçişi için 2 adet kürk konduğu ve üzerinin beton yapıldığı köprüden önce ve sonra toprak yolun devam ettiği yolun kullanılıyor olması nedeniyle araçların suya girmesini önleyecek şekilde beton köprü yapıldığı bu durumun fotoğraflarla da sabit olduğu, hasarın oluş şekline uygun bulunduğu faturada belirtilen hasarların aracın su ile temasından sonra durması sonucunda zorlanması nedeniyle meydana gelmediği hasarın aracın su ile temas eden ve bu nedenle hasarlanan kısımlarının değitirilmesinden ibaret olduğu tüm dosya kapsamına göre hasarın teminat kapsamında bulunduğu sabit olduğu gibi davacı sigortalının ve dava dışı sürücünün kasten ve iyiniyet kurlalarına aykırı olarak rizikonun gerçekleşmesi şeklini bildirdiğide kanıtlanmamıştır. Kasko sigortası şirketi sadece kasıt halinde zarardan sorumlu değildir. Bunun dışında ağır kusur sayılan hallerde dahi hasardan sorumludur. Olayda davacı tarafın kasten zarar vermek amacıyla dere üzerindeki çöken köprüden aracı geçirmek istediğide kanıtlanmamıştır.
Ayrıca rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti davalı sigortacıdadır. İspat külfeti sonut olayda sigortacıda olmakla sigortacı rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde oluştuğunu aracın sigorta teminatı dışında başka şekilde hasarlandığını soyut iddialarla değil somut delillerle kanıtlamalıdır.
Bu durumda mahkemece davacı aracında meydana gelen hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında kaldığının, aksinin ispat külfeti kendisinde olan davalı sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanamadığının, ağır ihmal ve kusur durumunun sigortacının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığının, kaldıki dosya kapsamına göre davacı tarafın olayda ağır ihmali ya da ağır kusurunun dahi bulunmadığının kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken oluşan uyun olarak düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi kurulu raporunun aksine yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.