Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/10483 E. 2013/9333 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10483
KARAR NO : 2013/9333
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalı …Ş vekilince istenmiş, davalı …Ş vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.6.2013 Salı günü davacı ve davalı …Ş tarafından gelen olmadı. Davalı …Ş vekili Avukat … geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve davalı …Ş vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili asıl davada, davalı …Ş.’nin müvekkiline ait aracın kasko sigortacısı olduğunu, aracın 20.04.2010 tarihinde hasarlanması üzerine davalıya müracaat ettiklerini, ancak davalının aracın daha önce Axa Sigorta A.Ş.’ye sigortalandığı ve bu sigorta poliçesi yürürlükteyken kendileri ile ikinci poliçenin imzalandığı gerekçesiyle tazminatı ödemekten kaçındığını, oysaki anılan sözleşmenin 01.04.2010 tarihli ibraname ile sona erdirildiğini, bu arada aracı tamir eden servisin başlattığı icra takibi üzerine müvekkilinin söz konusu servise 61.457,05 TL ödemek durumunda kaldığını ileri sürerek 61.457,05 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …Ş.’den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı …Ş. aleyhine açtığı birleşen davada ise, asıl davada Tramerden gelen yazı cevabına göre Axa Sigorta A.Ş. ile akdedilen sigorta poliçesinin halen yürürlükte olduğunu öğrendiklerini ileri sürerek 61.882,58 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava davalısı … Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacı ile Axa Sigorta A.Ş. arasında akdedilmiş geçerli bir kasko sözleşmesi varken davacı tarafından ikinci sözleşmenin müvekkili ile tanzim edildiğini, bu nedenle müvekkili ile davacı arasında imzalanan sözlemenin geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Birleşen dava davalısı Axa Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ile davacı arasında imzalanan kasko poliçesinin 01.04.2010 tarihli mutabakatname ile karşılıklı anlaşma sonucu sona erdiğini, diğer davalı …Ş. ile davacı arasındaki sözleşmenin bu tarihten sonra akdedildiğini, poliçe iptalinin Tramere bildirilmemesinin sözleşmeyi ayakta tutmayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalı …Ş. aleyhine açılan asıl davanın reddine, davalı …Ş. aleyhine açılan birleşen davanın kabulü ile 61.882,58 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, sigortalının sigortacısından araç hasar tazminatının tahsili isteminden ibarettir.
TTK’nin “Çifte Sigorta” başlığını taşıyan 1467/1 maddesine göre “Değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı veya farklı kişiler tarafından, aynı rizikolara karşı, aynı süreler için sigorta ettirilemez.” Eğer sigorta ettirilmişse sigortanın hangi hâl ve şartlarda geçerli sayılacağı da müteakip maddelerde açıklanmıştır.
Somut olayda;
Davacı ile birleştirilen dava davalısı Axa Sigorta A.Ş. arasında 24.10.2009 tarihli, 27395022 nolu, 24.10.2009-24.10.2010 tarihleri arasını kapsayan kasko sözleşmesi imzalanmış, aracın 09.12.2009 tarihinde tam hasara uğraması üzerine Axa Sigorta A.Ş. tarafından davacıya sigorta tazminatı ödenmiş ve taraflar arasında 01.04.2010 tarihli mutabakatname imzalanarak 27395022 nolu anılan poliçe karşılıklı irade beyanı ile sona erdirilmiştir. Davacı bunun üzerine davalı …Ş. ile arasında, aynı araca ilişkin olarak 01.04.2010-01.04.2011 tarihleri arasını kapsayan, 652 nolu kasko poliçesini imzalamış, aracın 20.04.2010 tarihinde hasarlanması üzerine davalı …Ş.’ye başvurmuş, ancak davalı tarafından çifte sigorta iddiasıyla ödeme yapılmamıştır.
Çifte sigortanın varlığından bahsedebilmek için ilk akdedilen poliçenin, ikinci poliçenin akdedildiği tarihte
halen geçerli ve yürürlükte olması gerekmektedir. Oysa eldeki davada, davacı ile davalı …Ş. arasında imzalanan 24.10.2009 tarihli poliçe, karşılıklı irade beyanı ve imzalanan mutabakatname ile sona erdirilmiştir. Poliçenin sona erdirildiğinin Tramere bildirilmemesi poliçeyi ayakta tutan bir unsur olmayıp, olsa olsa davalı …Ş. üzerinde idari bir sonuç doğurabilir. Anılan hususlara göre, davalı …Ş. ile imzalanan 01.04.2010 tarihli sözleşme, o tarihte yürürlükte olan başka bir poliçenin bulunmaması sebeiyle geçerlidir ve 20.04.2010 tarihinde gerçekleşen hasardan davalı …Ş. sorumludur. Hal böyle olunca, mahkemece davalı …Ş. hakkında açılan asıl davanın kabulü ile, davalı …Ş. aleyhine açılan birleştirilen davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanlış hukuki değerlendirme ve tespitle karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
2-Bozma kapsam ve nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalı …Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı …Ş.’nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları ile davalı …Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 990.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …Ş’ye verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …Ş’ye geri verilmesine 18.6.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.