Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1049 E. 2012/6516 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1049
KARAR NO : 2012/6516
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiline uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralanan, davalıya kasko sigortalı aracın, tek taraflı kaza sonucu hasarlandığını, aracın hasar bedelinin müvekkili tarafından araç maliki şirkete ödendiğini ve müvekkiline temlikname ile hak ve alacakların temlik edildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından hasar bedelinin tahsili için davalıya yönelik başlatılan icra takibine haksız şekilde itiraz edildiğini bildirerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalının %40 icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazanın meydana gelmesinden 8 ay sonra müvekkiline ihbar edildiğini, TTK’nun 1292. maddesi gereği en geç 5 gün içinde rizikonun sigortacıyı bildirilmesi gerektiğini, araç üzerinde inceleme yapılmasının engellendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, rizikonun ihbar edilmesindeki gecikmenin makul bir nedene dayanmadığı, ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği, ekspertiz raporu tanzim edilmesi imkanının sigortacıya tanınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin gecikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar ettiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında, dava konusu olaydan sonra trafik ekipleri tarafından kaza tespit tutanağı düzenlenmiştir. Kaza tespit tutanakları, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli belgelerdendir. Ayrıca mahkemenin, davanın reddi gerekçeleri arasında davacı sigortalı tarafından davalı sigortaya geç ihbarda bulunulmuş olması da yer almakta ise de, Kasko Sigortası Poliçe Genel Şartlarının B.1.1. maddesinde öngörülen 5 günlük ihbar süresi hak düşürücü süre değildir. İhbarın suresinde yapılmamış olması tek başına hasar bedelinin ödenmesine engel teşkil etmez ancak ihbarın geç yapılması sigortacının zararına neden olmuşsa zarar miktarının tazminattan tenzili mümkündür.
O halde, davalı … tarafından, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten veya iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanamadığından, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı kabul edilerek, işin esasına girilip sonucuna göre karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.