YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10905
KARAR NO : 2013/5451
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki taşınmazı 23.1.2009 tarihinde davalı … Yapı Elemanları San ve Tic Ltd. Şti’ne sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptaline, taşınmazlar davalı şirket tarafından elden çıkarılmış ise davalı şirketin nakden tazminatla sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu … vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, aralarında dava konusu taşınmazlarında bulunduğu beş adet taşınmaz üzerine davalı şirket lehine 3.12.2008 tarihinde 600.000,00 TL ipotek tesis ettiklerini, dava konusu taşınmazların borca mahsuben davalıya devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Yapı Elemanları San ve Tic Ltd. Şti. vekili, müvekkkili şirketin davalı borçlu ile ortağı olduğu dava dışı şirketten alacakları olduğunu, dava konusu iki taşınmaz ile dava dışı üç taşınmaz üzerinde müvekkili şirket lehine 600.000,00 TL ipotek tesis edildiğini, bunun dışında taşınmazlar üzerinde başka haciz ve ipotek bulunduğu-
nu, taşınmazları bu haciz ve ipotekle birlikte aldıklarını, haciz ve ipotekleri müvekkilinin ödediğini, kalan kısmı da alacaklarına mahsup ederek toplam beş taşınmazın 600.000.00 TL bedelle alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, davalı 3.kişi şirketin kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı, davalı 3.kişi şirketin satış bedeli haricinde dava konusu bağımsız bölüm üzerindeki ipotekleri ve borçları ödemek suretiyle kaldırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nin 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nin 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nin 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nin 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Mahkemece dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri yönünden misli fark bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla keşif yapılıp rapor alınmadığından dava konusu tasarrufların İİK 278/3-2 yönünden iptale tabi olup olmadığının bu aşamada belirlenmesi mümkün değil ise de, dava konusu taşınmazların alacağı mahsuben
davalı 3.kişiye devredildiği davalıların kabulünde olduğundan; alacağa mahsuben yapılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle Pendik İcra Müdürlüğünün 2009/7721 takip dosyası yönünden İİK 279/1-2 madde gereğince, ayrıca davalılar arasındaki ticari ilişki nedeniyle ve davalı 3.kişi şirketin davalı borçlunun ortağı olduğu dava dışı … Ltd Şti’nin İş Bankasına olan kredi borcunun kefili olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle İİK 280/1 madde gereğince dava konusu tasarrufların takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak iptaline; yine Kadıköy 2.İcra Müdürlüğünün 2010/2747 (Yenileme ile 2011/24302 )takip dosyası yönünden de davalı 3.kişi şirketin davalı borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufların İİK 280/1 madde gereğince takip konusu alacak ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.