YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12023
KARAR NO : 2013/7651
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların işleten, sürücü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaya davacının desteği Bayram’a çarpması sonucu vefatına neden olduğunu belirterek fazlaya dair haklarını saklı tutarak 1.000,00.-TL destek tazminatı ve 25.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesiyle arttırmıştır.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 42.142,24.-TL destek tazminatının sigorta şirketinden dava, diğer davalılardan olay tarihinden, ayrıca 10.000,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, sigorta şirketi yönünden ve fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması
ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36. maddesi ve HUMK’nın 73. maddesi (6100 sayılı HMK m. 27) uyarınca çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlemleri yanında tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda, dava dilekçesi davalı …’e dava dilekçesi 35. maddeye göre tebliğ edilmiş ise de, muhatabın adreste bulunmama sebebi araştırılmamış, muhatabın geçici olarak mı sürekli mi adresinden ayrıldığı hususu ile devamlı surette ayrılması halinde yeni adresinin tespiti cihetine gidilmemiş, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini mümkün oldukça en yakın komşularından birine varsa yönetici yada kapıcıya bildirilmemiştir. Bu halde davalı tarafa Tebligat Kanunu 35. maddesi ile Tüzüğün 28. ve 55. maddeleri hükümlerine uygun şekilde tebligat yapıldığından söz edilemez.
Bu durumda mahkemece davalı tarafa 7201 Sayılı Tebligat Kanununda değişiklik yapan 19.01.2011 gün ve 6099 sayılı Kanundaki değişiklikler de nazara alınarak usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde taraf teşkili sağlanmadan, yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.