YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12443
KARAR NO : 2013/3358
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, …İcra Müdürlüğü’nün … sayılı takip dosyasında 6.8.2010 ve 24.8.2010 tarihlerinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haczin müvekkilinin işyerinde yapıldığını, işyerinin boş olarak kiralandığını ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, takibin dayanağı senetlerin müvekkilinin davacı şirkete yaptığı içmimari dizaynı karşılığında borçlu tarafından verildiğini, borçlunun davacı şirketin yetkilisi olduğunu, haciz sırasında borçlunun hazır bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece borçlunun davacı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı şirket adına borç ilişkisine girme yetkisinin bulunmadığı haciz yapılan adresin davacı 3.kişi şirketin adresi olduğunun kira sözleşmesi, fatura gibi belgelerden anlaşıldığını gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı 3.kişinin İİK’nin 96 vd.maddesine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 24.8.2010 tarihinde takibin dayanağı olan senetlerde belirtilen adreste yapılmıştır. Ödeme emri borçluya bu adreste tebliğ edilmemiş ise de aynı yerde daha önceden yapılan 4.8.2010, 6.8.2010 ve 16.8.2010 tarihli
hacizlerde işyerinin borçluya ait olduğu tespit edilmiş hatta 6.8.2010 tarihli hacizde borçlu hazır bulunmuştur. Bu halde İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacının dayandığı adi nitelikli kira sözleşmesi ve ayırt edici özelliği olmayan faturalar karine aksini ispata yetmez.
Ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu, davacı şirket ortağı olmamakla birlikte dosyada bulunan vekaletnameden borçlunun davacı 3.kişi şirketi temsile yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlu ile 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla yapılan muvazaalı işlemler bulunduğu, aralarındaki ilişkinin danışıklı işyeri devri niteliğinde olduğu açıktır. Bu devir alacaklıların haklarını etkilemez. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.