YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12452
KARAR NO : 2013/2470
KARAR TARİHİ : 28.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete zmss poliçesi ile sigortalı aracın davacıya ait araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu, davalı şirkete başvuru üzerine 8.810,00 TL ödemede bulunulduğunu ancak hasarın 9.406,00 EURO olduğunu, bakiye 5.318,00 Euro’ nun aynen tahsilini, mümkün olmazsa ödeme günündeki döviz satış kuru karşılığının Türk lirası olarak davalıdan tahsilini ve alacaklarına 12.01.2011 tarihinden itibaren devlet bankalarınca uygulanacak en yüksek mevduat faizinin yürütülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, yapılan tazminat hesabı sonucunda ödemede bulunulduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacı tarafın bakiye 6.760,00 TL alacağı bulunduğu sigortacıya başvuru tarihi itibariyle temerrüt tarihinin 01.11.2010 olduğu, ancak taleple bağlı kalınarak 12.01.2011 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiğine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı sürücü sevk ve idaresindeki … ( Almanya) plakalı araç ile seyir halinde iken önüne çıkan köpeğe çarpmamak için yavaşlamış, arkadan gelen dava dışı şoför … araca arkadan çarparak hasara neden olmuştur. Kazadan sonra davacı tarafından Almanya’da yaptırılan değer tespiti sonucunda dosyadaki belgeler ve davacının beyanı esas alınarak düzenlenen ekspertiz raporunda 7.904,27 Euro hasar meydana geldiği belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı aracının Almanya trafiğine kayıtlı olması, aracın kaza nedeniyle uğradığı hasara ilişkin ekspertiz raporunun Almanya’da alınması, bu yüzden zararın Euro olarak belirlenmesi nedeniyle davacının zararının Euro üzerinden geçekleştiğinin kabulü gerekir. Davacının davalı nezdinde doğan tazminat alacağının da aynı para üzerinden gerçekleşeceği kuşkudan uzaktır.
B.K.’ nun 83/ son maddesi, sözleşmeden veya sözleşme dışı bir nedenden kaynaklanmış olmasına göre bir ayırım yapmaksızın vadesinde ödenmeyen yabancı para borcunun vade veya fiili ödeme günündeki TL karşılığının istenebileceği hükmünü taşımaktadır. Hal böyle olunca, dava dilekçesinde Euro üzerinden fiili ödeme tarihindeki karşılığının ödetilmesinin istenmesi, BK.’nun m. 83 düzenlemesi karşısında yerindedir. Mahkemece bu hususun göz önünde bulundurulmayarak olay tarihindeki kur üzerinden ödetme kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir. Ayrıca fiili ödeme günündeki Türk lirası karşılığının ödenmesine hükmedilmesi karşılığında 3095 sayılı Yasaya 3678 sayılı Yasa ile eklenen 4/a maddesi uyarınca hükmedilen yabancı para alacağına Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz yürütülmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 28.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.