YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12622
KARAR NO : 2013/8966
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı Genenali Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacıların desteği idaresindeki araçla davalıya zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında destek … ‘in vefat
ettiğini belirterek, asıl davada fazlaya dair haklarını saklı tutarak toplam 26.000,00.-TL destek tazminatı, 12.500,00.-TL araç hasarı ve 1.500,00.-TL cenaze gideri toplam 40.000,00.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı …Ş. vekili, kazanın oluşumunda davacıların desteğinin tamamen kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulüyle 26.000,00.-TL destek tazminatı, 12.500,00.-TL araç hasarı ve 1.500,00.-TL cenaze gideri olmak üzere toplam 40.000,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davacılar vekilinin ve davalı …Ş. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazları yönünden;
a-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/I. maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. Fıkrasında ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir” hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK’nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK’nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; kaza 08.12.2008 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince birleşen dava 01.06.2011 tarihli dilekçeyle açılmış ve aynı gün harcı yatırılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda birden fazla kişi ölmüş olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 66/I-d maddesi uyarınca 15 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Buna göre davada, kaza tarihiyle birleşen dava tarihi arasında uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmamış olduğu dikkate alınarak birleşen davanın esasına ilişkin olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b-Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Ancak, trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte ZMSS’nı yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Zira, sigortacının tazminat giderim yükümlülüğünü düzenleyen 2918 sayılı KTK’nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir.
Somut olayda mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminatların davalı …Ş. yönünden dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de, davadan önce davacılar tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığına ilişkin dilekçe bulunmakla birlikte, davalı … şirketine ödeme yapılması için başvuru yapılıp yapılmadığına ilişkin araştırma yapılması, başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden, yapılmamış ise dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı olduğu şekilde olay tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazları yönünden;
a-Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.
Buna göre öncelikle gelirin tamamının, yardım görenlere tahsis olunmuş varsayılamayacağı, ölenin gelirinden bir bölümünü kendisine ayıracağı, bu tahsisten vazgeçilemeyeceği ve bu suretle yardımın (payların) geliri yutmaması ilkesine dikkate alınmalıdır. Ayrıca ölenin kendi geçim masraflarından artan miktarın tamamının (hiçbir tasarruf düşüncesine yer bırakmadan) destek görenlere dağıtıldığı da kabul olunamaz. Öte yandan, destek görecek kimselere ayrılacak miktar da, bunların ihtiyaçlarının toplamı kadar olmalıdır. (payın giderek eş için arttırılarak hesaplanması gerektiği yazalım)
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteklik tazminatı hesaplanmadığı belirtilen …da dikkate alınarak eş için % 20, çocuklar için ayrı ayrı % 10 pay ayrılarak hesaplama yapılmış ise de, desteklik tazminatı hesabında dikkate alınmayan …için pay ayrılmış olması doğru olmadığı gibi bilirkişi raporunda kız çocukları için 22 yaşına kadar destek alacaklarının kabul edilmesine karşın davacılar desteğinin vefat tarihinde 22 yaşında olan, her hangi bir eğitim kurumuna devam etmediği ve yapılan kolluk araştırmasında da asgari ücretli olarak çalıştığı belirlenmiş olan davacı Hamidiye’ye de destek payı ayrılması doğru görülmemiştir.
b-Mahkemece davacıların araç hasarı yönünden talebi nedeniyle hasar bilirkişinden rapor alınmış, bilirkişi raporunda araç pert total kabul edilerek 10.150,00.-TL zarar belirlenmiş olmasına karşın mahkemece karar yerinde gerekçesi tartışılmaksızın 12.500,00.-TL tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
C-Davacılar cenaze giderleri yönünden de talepte bulunmuşlardır. Borçlar Kanunu 45/I. maddesi kapsamında ele alınması gereken defin masrafları, ölümle doğrudan doğruya ilgili olan ve ölenin dini ile sosyal ve ekonomik durumuna uygun bulunan giderlerdir. Bunlar, ölenin taşınması, yıkatılması, gömülmesi, mezarlık ücreti, mezartaşı, ilân giderleri, sadakalar ve din adamlarına verilen paralar ile otopsi için yapılan giderleri kapsar. Şu var ki, bu giderler gerçekten yapılmalı ve yerel göreneklere (mahalli âdetlere) uygun düşmelidir. Mahkemece bu konuda araştırma yapılmasına karşın yapılan araştırmalar sonucu belirlenen miktarlar dışında 1.500,00.-TL cenaze ve defin giderine hükmedilmiş ve kararının dayandığı gerekçeler ortaya konulmamıştır. Bu
duruma göre mahkemece açıklanan ilkeler dikkate alınarak davacıların ödedikleri “defin masraflarının” kapsamı belirlendikten sonra, uygun sonuç çerçevesinde karar verilmelisi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
d-Ayrıca davacıların her birinin talep ettikleri maddi tazminat miktarlarının açıklamasının sağlanması taraflara sağlanacak hakların ve yüklenecek yükümlülüklerin belirlenmesi açısından zorunlu olup bu hususun dikkate alınmaması da bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı …Ş. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2 ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ve davalı … şirketine geri verilmesine 13.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.