YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13222
KARAR NO : 2013/12379
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı tarafa ait ve zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile meydana gelen kazada ölenin miraçlarına davacının ödediği 39.637 TL destek tazminatının rücuan tahsili için başlatılan icra takibine davalı itiraz ettiğinden itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; 2918 sayılı KTK nun 109/4 maddesi gereği zarar sorumlularını öğrenme ve ödeme tarihinden itibaren 2 yıl içinde rücu hakkı kullanılmadığından, davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2918 sayılı KTK nun 109. maddesi uyarınca; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Bu yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere davacı “rücu
2012/13222
2013/12379
edilecek kimseyi öğrendikten sonra” 2 yıl içinde rücu hakkını kullanmalıdır.Davacının zarar sorumlularını yani rücu edebileceği kişileri öğrenmesi daha önce haklarında açılan ÜRGÜP AHM nin 2007/248-2009/139 sayılı kararının kesinleştiği tarihten başlatılmalıdır. Bu kararın kesinleşmesi ile rücu edilecek kişiler tam olarak öğrenilmiş olacağından dolayı bahsi geçen davanın derdest olduğu dönemde davacının açtığı bu davanın zamanaşımına uğradığından bahsedilemez.Bu sebeple işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.