YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13727
KARAR NO : 2013/12028
KARAR TARİHİ : 11.09.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı tavzih talebinin ve temyiz isteminin reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili; hüküm fıkrasında davacılar lehine takdir edilen tazminatın faiz oran ve başlangıç tarihlerinin unutularak gösterilmediğini ve reddedilen manevi tazminat talepleri yönünden de davalı vekili lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın henüz taraflarca temyiz edilmediğini ve kesinleşmediğini belirterek faiz ve başlangıç tarihlerinin düzenlenmesini ve davalı lehine hükmedilen avukatlık ücretinin 400,00 TL olarak belirlenmesini tavzih yoluyla talep etmiştir.
Mahkemece; Vekalet ücretinin hesaplanmasında hata olmadığı, dava dilekçesinde davacılar tarafından istenmiş bir işlemiş faiz talebi bulunmadığı, bu hususların tavzih ile düzeltilemeyeceği, ancak temyiz gerekçesi yapılabileceği belirtilerek tavzih istemi ve 31.05.2012 tarihinde de tavzih isteminin reddine dair kararlar davanın esasını sonuçlandıran nihai kararlar olmadığından temyize tabi olmadığı gerekçesiyle tavzih isteminin reddine dair verilen kararın temyiz istemini reddedilmiştir.
Tavzih istemi, tavzih isteminin reddine dair karar ve temyiz isteminin reddine dair kararlar davalı ve davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası olup;temyiz olunan karar ise, mahkemenin vermiş olduğu tavzih isteminin reddi ve bu karara yönelik yapılan temyiz isteminin reddi kararlarına ilişkindir.
6100 Sayılı HMK’nun Hükmün Tavzihi hakkındaki 305. maddesinde “(1)Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmüne yer verilmiş olup “Tavzih Talebi ve Usulü” başlığı altındaki 306. maddesinde de “(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” hükmüne yer verilmiştir. (HUMK.md.455 vd.)
Bir hükmün tavzhini istemek bir süreye bağlı değildir. Hükmün icrasına kadar her zaman tavzihi istenebilir. Bu bağlamda kesinleşmemiş kararlar hakkında da tavzih yoluna başvurulabilirse de; tavzih talebinde bulunmakla kanun yolu süresinin işlemesi durmaz. Nitekim; eldeki tazminat davasına ilişkin hükmün gerekçesini içeren karar, davacı vekiline 16.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili 20.02.2012 havale tarihli dilekçesiyle yalnızca tavzih talebinde bulunmuş ve verilen karar taraflarca temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir.
Tavzih taleplerinin reddine dair kararların yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyizi kabil bulunduğundan mahkemenin 31.05.2012 tarih ve 2011/19 E ve 2011/154 sayılı ek kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilerek temyiz incelemesine geçilmiştir.
Tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi hakim tavzih yoluyla hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükme ekleyemez ve hükmü değiştirecek şekilde çıkarma da yapamaz. Esas kararda hükmedilmeyen faiz kalemi,mahkemece hüküm altına alınamayacağı gibi hükmedilen vekalet ücretinin de tavzih yoluyla değiştirilmesi mümkün değildir. Her ne kadar tavzih talebinin kabul veya reddine
ilişkin kararlar kanun yoluna götürülebilir ise de; davacının talepleri tavzih yoluyla da hüküm altına alınamaz. Davacının iddia etmiş olduğu yanlışlıklar ve talepler ancak temyiz incelemesi sırasında nazara alınabileceğinden mahkemenin tavzih isteminin reddine dair vermiş olduğu kararda bir isabetsizlik yoktur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 31.05.2012 tarih ve 2011/19 E ve 2011/154 K sayılı temyiz isteğinin reddine dair ek kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, tavzih isteminin reddine dair verilen karar açısından ise; davacılar vekilinin itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına 11.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.