YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13746
KARAR NO : 2012/13999
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı … İnş. San. Tic. …nin müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmaz payını davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep ederek ayrı ayrı açtığı davalar birleştirilmiştir.
Davalı …, taşınmazı borçlu davalıdan olan alacağına karşılık satın aldığını bildirerek davanın reddini savunmuş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece tasarrufun davalılar arasındaki alacak borç ilişkisi nedeniyle yapılması, davacının alacağının tasarruftan sonra doğması ve davalıların ızrar kastının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerin-
deki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu davanın önkoşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunmasıdır (İİK.nun 277 md). Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi, mahkeme bununla bağlı olmayıp, diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir. (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı) Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır. İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda alacaklı davacı, … 12. icra müdürlüğünün 2007/7504-7505-10840 ve 11753 sayılı dosyaları ile icra takibine girişmiş, takiplerin dayanağı 28.02.2007- 23.03.2007- 30.03.2007- 30.04.2007- 30.05.2007 ve 30.06.2007 keşide tarihli çekler olup davaya konu edilen taşınmaz ise borçlu davalı tarafından davalı …’a 19.03.2007 tari-
hinde satılmıştır. Böylece tasarruf tarihinin bir kısım çeklerin keşide tarihlerinden önce olduğu görülmekte ise de uygulamada çeklerin keşide tarihlerinden önceki bir akdi ilişki nedeniyle düzenlediği de vakıadır. Davacı tarafın incelenen ticari defter kayıtlarına göre alacaklı davacı ile borçlu şirket arasında tasarruf tarihinden önce ticari ilişkilerinin olduğu ve borcun da bu ilişkilerden doğduğu anlaşılmaktadır. Yine davacı tarafından borçlu şirket hakkında alınan kesin aciz vesikaları dosyaya ibraz edilmiş, böylece dava ön koşulu da gerçekleşmiştir. Ayrıca üçüncü kişi konumundaki davalı … kendisinin de borçlu davalıdan alacaklı olduğunu, dava konusu taşınmazı alacaklarına karşılık satın aldığını, borçlu şirketin mali yönden zor durumda bulunduğuna ilişkin beyanlarda bulunmuş olup bu husus mahkemenin de kabulündedir. Bu durumda üçüncü kişi konumundaki davalı …’un davaya konu edilen taşınmazı borcuna karşılık satın aldığını bildirmesi ve borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun beyanlarından anlaşılması karşısında gerek İİK.nun 279/2 ve gerekse 280/1-2 maddeleri uyarınca davanın kabulü ile yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.