Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/13860 E. 2013/3175 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13860
KARAR NO : 2013/3175
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı, davalılardan …’ın maliki, …’ın sevk ve idaresindeki aracın dava dışı 3. şahsa ait araca çarpması sonucu belirtilen araçta bulunan zarar gören kişilerle ilgili tazminat ödediklerini belirtip kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle zarar görenlere ödenen tazminatın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili yetki itirazında bulunup karşı aracın sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulü ile 25.838,42 TL alacakla ilgili itirazın iptaliyle takibin devamına, takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesine dayanılarak itirazın iptali şeklinde açılan alacak istemine ilişkindir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 95. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 4/2. maddesi gereğince ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya indirilmesini sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir hükmü mevcuttur. Alkollü araç kullanma iddiasına dayalı rücu davasında sigortacı tarafından ancak kendi akidi aleyhine açılabilir. Somut olayda davalılardan … davacının sigortalısı ve aracın işleteni olup diğer davalı … sigortalı aracın sürücüsüdür. Sürücü … davacının akidi olmadığından ona bu davada husumet yöneltilemez. Bu durumda mahkemece davalı … hakkındaki davanın pasif dava ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bu davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3. 6100 sayılı HMK’nın 266. Maddesi gereğince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Davaya konu kaza 01.01.2007 tarihinde 05:35 ‘de meydana gelmiştir. İki araçlı trafik kazası olup 3. kişiye ait araçta bulunan … ölmüş, … ise yaralanmıştır. Sigortalı aracın sürücüsü davalı …’ın 270 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış
olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Davacı trafik sigortası şirketi karşı araçta meydana gelen 5.550,00 TL hasar bedelini bu aracın kasko sigortası şirketi … Sigorta A.Ş.’ye ödemiş yine olayda ölenin yakınlarına 20.288,43 TL ödemede bulunmuş, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinden bahisle sigortalı ve sürücü hakkında iş bu davayı açmıştır.Kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsü de yeşil ışıkta geçtiklerini beyan ettiklerinden hangi sürücünün kural ihlali yaptığı tespit edilememiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda kaza tespit tutanağında anlatılan oluş şekline göre davalı …’ın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu kabul edilerek davalı sürücüye %100 kusur izafe edilmiş, karşı
araçta meydana gelen gerçek zarar miktarı ve destekten yoksun kalma zararının miktarı yönünden inceleme yapılmaksızın dosyada mevcut ödeme belgelerinde belirtilen tazminat miktarları bilirkişi raporuna aynen yazılmıştır. Yine nöroloji uzmanından ayrıca alınan raporda sürücünün almış olduğu alkolün trafik kazasında etkili olduğu kanaati bildirilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Somut olayda trafik kazası yaralamalı ve ölümlü şekilde meydana gelmiş olduğundan ceza dosyası olduğu muhakkaktır. Dosyada … Sigorta A.Ş.’ye yapılan ödeme ile ilgili hasar dosyası mevcut değildir. Bu durumda mahkemece ilgili hasar dosyası ve taraflarla ilgili ceza dava dosyasının getirtilmesi ondan sonra İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek aralarında nöroloji, kusur, hasar ve aktüerya uzmanının da bulunduğu bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı, ceza dosyası , hasar dosyası ve önceki bilirkişi raporlarının da irdelendiği, tarafların olaydaki kusur durumları ile kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, karşı araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının ve destekten yoksun kalma zarar tutarının tespit edildiği ayrıntılı gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu biçimde konunun uzmanı olmayan ve hüküm kurmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporlarına göre karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 11.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.