Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/13934 E. 2013/6173 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13934
KARAR NO : 2013/6173
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın çalındığı, sigorta bedelinin ödenmediğini ileri sürerek 30.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar Dairemiz tarafından bozulmuş, bozma ilamına uyan mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK’nun 1282.maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kuarl olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleçmesi halinde, bu oluş şeklinin teminat dışında kalan hallerden olduğunun kanıtlanması gerekir. TTK’nun 1292/3 maddesi uyarınca, rizikonun gerçekleştiğine dair sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dair ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçer.
Davacıya ait … plakalı araç, davalı tarafından 22.03.3007-22.03.2008 tarihleri için kasko sigorta sözleşmesi ile teminat altına alınmıştır. Davacı aracın
23.03.2007 tarihinde çalındığı ihbarında bulunmuş, davalı vekili ise, davacının doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü kasten yerine getirmediğini, aracın çalındığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, üstelik anahtar ile aracın çalınması halinde rizikonun teminat dışında olduğunu savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bozma ilamında öncelikle aracın çalınmasına ilişkin hazırlık tahkikatının sonucunun beklenmesi gerektiği ve aracın tek anahtarının bulunması nedeni ile anahtar ile çalınmadığını kanıtlama yükünün davacıda olduğunun kabulü gerektiği eksik inceleme ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçeleri ile hüküm bozulmuştur. Bozma ilamına uyan mahkemece Bozma ilamında belirtilen … Asliye Ceza Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında araç maliki, plaka ve modelinin farklı olduğu bu nedenle bekletici mesele yapılmadığı ancak aracın anahtarla çalındığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Oysa anılan ceza davasının iddianamesinin incelenmesinde davaya konu aracın da aralarında bulunduğu araçların bir örgüt tarafından çalındığının iddia edildiği ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda bozma ilamı gereğine göre ceza davası sonucu beklenerek aracın çalınıp çalınmadığı, çalınmışsa çalınma şekline ilişkin olguların kesinleşmesi beklenerek rizikonun teminat kapsamında kalıp kalmadığı değerlendirilmelidir. Mahkemece hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.