YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1409
KARAR NO : 2012/6726
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekili şirkete ZMSS poliçesi bulunan davalı adına kayıtlı ve sigortalı aracın davalının yönetiminde iken karıştığı kazada 3. kişilere ait araçların hasarlandığını, kazada zarar gören araçlar için hak sahiplerine toplam 13.198,36 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalının olay anında 1.10 promil alkollü olduğunu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek ZMSS Genel Şartlarının 4. maddesi gereğince hak sahiplerine ödenen 13.198,36 TL.nın 4.7.2008 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarakta cevap vermemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile 13.198,36 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın suratle sonuçlandırılabilmesi öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinden duruşmasının bulunduğunu hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması
ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36 ve HUMK.nun 73. maddesi hükümün çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre mahkeme tarafları dinlemeden onlara iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunun ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kural olarak tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Tebligat Kanunun 10.madde) Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumu, mahalle, köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatma suretiyle tesbit eder. Bu husus tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir.
Savunma hakkı ile sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının zabıtaya yaptırılan bir inceleme ile sınırlı tutulmasının hakkının kısıtlanmasına yol alacağı kuşkusuzdur. O halde adres araştırmasının geniş bir çerçeve içinde ele alınması soruşturmanın çok yanlı yapılması gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunun 21 ve tüzüğün 28. maddesi gereğince “muhatap veya muhatap adına tebliği yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste blunmazsa tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altına imzalatması imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir.”
Somut olayda davalı adına ZMSS poliçesinde gösterilen adres itibariyle tebliğe gönderilen dava dilekçesi “muhatabın tevziat saatinde adreste bulunmaması sebebiyle” ilgili mahalle muhtarlığına teslim edilip durumdan imzadan imtina eden muhatabın en yakın komşusu …’in haberdar edildiği şeklinde tebliğ edilmiş yargılama sonunda verilen hüküm davalının mernis adresine gönderilmiştir. İlgili tüzük hükümlerine göre, muhatabın tevziat saatlerinde adresinde bulunmama sebebi adresinden devamlı mı geçici bir süre mi
ayrıldığı hususları tebliği memuru tarafından araştırılmaksızın dava dilekçesi tebliğ edilmiş olup davalıya yapılan dava dilekçesi tebliği usule uygun değildir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde dava dilekçesinin gönderildiği adresteki taşınmazın (evin) müvekkili tarafından dava açılmadan önce 2007 yılında satıldığını, tebligat tarihinde müvekkilinin söz konusu mahalle muhtarlığında kaydının dahi bulunmadığını, mernis adresine yapılan karar tebliği ile davadan haberdar olduklarını ileri sürmüştür.
Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi ve tüzüğün 28. maddesi hükümlerindeki düzenlemeler PTT memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını tahkik etme görevi yüklenmiştir. Adreste bulunmama nedeni tevsik edilmeden yapılan tebligat ilgili kanun ve tüzük hükümlerine aykırı olup savunma hakkının kısıtlanması esaslı usul hatasıdır.
Bu durumda mahkemece davalı tarafa duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği savunmasına ilişkin delillerin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek savunma hakkını kısıtlar şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.