YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14706
KARAR NO : 2013/4476
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacıların murisinin işleteni olduğu belirlenemeyen araç sürücüsünün kazada % 100 kusurlu olduğu ve kasko sigortalı aracın uğradığı hasarın 5.700,00.-TL olarak ödendiğini belirterek ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep eder.
Davalı … ve …, araç işleteni olan murisleri …’un borca batık olarak vefat ettiğini ve hükmen red şartlarının oluştuğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’a usulüne uygun davetiye tebliğine karşın davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; kasko sigortalı araca hasar veren araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu, 5.700,00.-TL hasar bedelinin ödeme tarihi olan 18.08.2006 tarihinden yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar …, … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK’nın 1301. maddesinden (6102 sayılı TTK m. 1472) kaynaklana rücuan tazminat istemine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesi “B. Ret; I. Ret Beyanı; 1. Ret Hakkı” başlığı ile düzenlenmiştir. Birinci fıkrası “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.” hükmünü içermektedir. Burada kayıtsız, şartsız red yani hakiki red düzenlenmiştir. İkinci fıkrası “Ölümü halinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” hükmünü amirdir.
Türk Medeni Kanunu, “hakiki redde” süre ile kayıtlı ve mirasçıların tek taraflı irade açıklamasını öngördüğü halde, söz konusu “hükmi reddin” sonuç doğurması için herhangi bir irade açıklaması, ya da dava yolu öngörmemiştir. Öyle ki; reddin kendiliğinden oluştuğu kabul edilip, mirasın açılması ile kendiliğinden mirasçılara intikal edeceği (TMK. m. 599) yönündeki kurala bir istisna getirilmiştir. Eğer mirasçı olabilecek kişi sarih irade beyanıyla, ya da Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinin ikinci cümlesinde açıklanan davranışlarla mirası kabul etmiş ise, zaten yapılabilecek bir işlem kalmamıştır.
Mirası hükmen red etmiş sayılan kişi, tereke alacaklıları aleyhine husumet yönelterek bu durumun tespitini isteyebileceği gibi, bunu def’i yolu ile de ileri sürebilir. Somut olayda, davalılar davaya cevap dilekçesiyle yaptıkları savunmada murislerinin borca batık olduğunu, bu durumun tespitini def’i yoluyla ileri sürmüşlerdir. Mirasın hükmen reddinin her türlü delil ile ispatı mümkündür. Ayrıca temyiz itirazlarında da mirası reddettiklerini ileri sürmüşlerdir.
Bu bakımdan mahkemece davalılar tarafından 4721 sayılı TMK’nın 605/I. ve II. fıkraları gereğince mirasın reddedilmiş olup olmadığının araştırılması ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalıların savunmaları üzerinde durulmaksızın yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, mahkemece davalıların murisinin işleteni olduğu araç sürücüsünün kusur oranının belirlenmesi için yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucu % 75 oranında kusurunun olduğu, tazminat hesabı neticesi ise 10.784,00.-TL zarar oluştuğu, kusura oranı olan 8.088,00.-TL’ye göre taleple bağlı kalınarak 5.700,00.-TL’ye hükmedilmiş ise de, sigorta şirketinin yaptığı ödemeyi ancak kusur oranında davalılardan rücu edebileceğinden, davacı … şirketinin, sürücünün tam kusurlu olduğunu değerlendirilerek yaptığı 5.700,00.-TL ödemenin davalı tarafın % 75 kusur oranına isabet eden 4.275,00.-TL tazminata hükmedilmesi gerekirken, 1086 sayılı HUMK’nın 74. maddesine (6100 sayılı HMK md. 26) aykırı biçimde talep aşılarak yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar …,… ve …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 28.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.