YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15
KARAR NO : 2012/6428
KARAR TARİHİ : 21.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasara uğradığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini ve hasarı tespit ettirdiklerini ileri sürerek, 14.378,84 TL.nın 29.8.2005 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, kazanın münhasıran araç sürücüsü …’ın aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiği ve hasarın sigorta teminatı dışında kaldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve olay anında düzenlenip aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi belge niteliğindeki kaza tespit tutanağı, tutanak imzacısı tanık beyanları ve ceza dosyası içeriği itibariyle, kaza sırasında sigortalı araç sürücüsünün 2.22 promil oranında alkollü olan … olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamları)
Somut olayda; davacı taraf hasarın sigorta teminat kapsamında kaldığı iddiasıyla dava açmış, davalı vekili ise araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve rizikonun teminat dışında kaldığını savunmuştur.
Uyuşmazlık, kazanın münhasıran sürücü …’ın aldığı alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, nöroloji uzmanı ve makine mühendisi uzman bilirkişilerden ayrı ayrı rapor alınmış ise de özellikle nörolog bilirkişi raporunda yukarıda belirtildiği şekilde, kazanın oluş şekli, saati, yol ve hava koşulları vs. hususlar göz önünde alındığında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, alkol dışındaki başka unsurların olayda etkili olup olmadığı tereddütsüz olarak açıklanabilmiş değildir. Bu haliyle, bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, mahkemece seçilecek iki nöroloji uzmanı ve bir trafik kusur uzmanı bilirkişi heyetinden, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, alkol dışındaki başka unsurların olayda etkili olup olmadığı yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.