Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/15730 E. 2013/4603 K. 01.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15730
KARAR NO : 2013/4603
KARAR TARİHİ : 01.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu aracı davalı rent a car işleticisi …’a 07/02/2011 tarihinde kiraya verdiği, aracı …’dan kiralayan …’ın sevk ve idaresinde iken 27/03/2011 tarihinde tek taraflı trafik kazası yaptığı ve araçta hasar meydana geldiğini, aracın davalı … tarafından kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 16.500 TL’nin 27/03/2011 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, araç sürücüsünün alkollü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, aracın alkollü sürücü tarafından kullanıldığı sırada kazanın gerçekleştiği gerekçesiyle davalı … aleyhine açılan davanın reddine, 16.500 TL tazminatın davalılar …,… ‘dan tahsiline karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılardan … tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsiline ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nin 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nin 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Mahkemece, kaza anında araçta 5 kişinin bulunduğu ve hepsinin alkollü olduğu, olay yerine görevliler geldiğinde …’ın kaza mahallinde bulunmadığı, davalı …’ın kazada kardeşi de araçta olduğu ve araçtakiler yaralı olduğu halde olay yerinden kaçmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, olay yerinden kaçmayı gerektirecek üçüncü kişilerden gelmesi muhtemel bir tehlikenin varlığını gösteren bir durum da bulunmadığı, …’ın gerçekte araçta olmadığı ve araçta bulunan tüm kişilerin alkollü olması nedeniyle sonradan aracı kullanan kişi olarak gösterilmek istendiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, aracın araçtaki bir kişi tarafından alkollü şekilde kullanılmış olması nedeniyle meydana gelen zarar bakımından sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle sigorta şirketi yönünden davanın reddi, sürücünün alkollü olmasının tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmeyeceğinden doğru olmamıştır.
Somut olayda, kaza tespit tutanağına göre, kaza saat 02.15 civarında meydana gelmiş, araçta bulunan …’ın 04.24’de yapılan ölçüme göre 0,94, …’in 04.27’de yapılan ölçüme göre, 1,40, …’in 04.06’da yapılan ölçüme göre 1,53, …’ın 04.21’de yapılan ölçüme göre 1,52 promil alkollü olup, …’ın ise bilinci kapalı olduğundan muayene edilmeyip, koklamakla alkollü olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece, araçtakilerin beyanlarından ve dosya kapsamından gerçek şoförün tespit edilememesine ve araçtaki şahıslardan birinin şoför olduğunun kabul edilmesine göre, tahmini olarak saat 04.15 itibarıyla 1,35 promil alkol oranına göre, kaza anındaki muhtemel alkol oranı üzerinden, nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre davalı … yönünden karar verilmesi gerekirken, aracın salt alkollü olarak kullanılması nedeniyle hasarın teminat dışında kaldığı gerekçesiyle davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 1.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.