YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1616
KARAR NO : 2012/6961
KARAR TARİHİ : 29.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’nın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı altı parça taşınmazını 15.1.2007 ve 3.9.2007 tarihlerinde davalı kardeşi …’ya sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili, Germencik mahkemelerinin yetkili olduğunu takibin kesinleşmediğini, borçlunun aciz halinde olmadığını, taşınmazların üzerindeki ipotek ve hacizlerle birlikte gerçek değeriyle alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, borçlu ile davalı …’in kardeş olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 278/3-1 madde gereğince bağışlama niteliğinde olup batıl olduğu, İİK 280. madde gereğince davalı …’in davalı borçlunun kardeşi olması nedeniyle onun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu satış bedelinin raiç değeri altında olması nedeniyle tasarrufun İİK 278/2. madde gereğince de iptale tabi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davalar arasındaki satış işlemlerinin iptaline dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıya cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davalar yasanın 277.maddesi uyarınca elinde geçici veya kat’i aciz belgesi belgesi bulunan alacaklılar tarafından açılabilir. Aciz belgesinin varlığı davanın görülebilirlik koşulu olduğundan mahkeme tarafından res’en araştırılmalıdır.
Somut olayda Mahkemece, İzmir 1.İcra müdürlüğünün 2008/2907 sayılı dosyası ile takip yapıldığı,takibin kesinleşmesinin ardından dosya alacağının tahsili amacıyla yapılan işlemler sonucunda borçlu davalı …’nın haczi kabil malının bulunmadığının tespit edildiği, İİK 105.maddesi uyarınca haczi kabil mal bulunmadığı takdirde haciz tutanağının İİK 143.maddesindeki aciz vesikası hükmünde olduğu gerekçesiyle borçlunun aciz halinde olduğu kabul edilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun bulunmamıştır.
Davacının borçlu aleyhine yaptığı takip dosyası mahkeme kararında belirtildiği gibi 2008/2907 nolu dosya olmayıp 2008/2017 nolu takip dosyasıdır. Takip dosyasında mevcut 20.3.2008 tarihli haciz tutanağından borçlu adına kayıtlı … plakalı aracın haczedildiği,12.5.2008 tarihli haciz tutanağından da borçlunun evinde iştirak haczi yapıldığı ve her iki haciz tutanağında da borçlunun haczi kabil malı yoktur şeklinde bir tesbite yerverilmediğinden anılan haciz tutanaklarının İİK 105 anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olmadığı, takip dosyası kapsamından yukarıdaki hacizler dışında borçlu adına kayıtlı 7 araç ve 8 adet taşınmaz üzerlerinde davacı alacaklının hacizlerinin bulunduğu, borçlu adına kayıtlı sekiz taşınmazdan 5’in kıymet takdinin yapıldığı ve 22.7.2008 tarihli bilirkişi raporundan borçluya düşen hisselerin değerinin 119,013,00 TL olarak belirlendiği, kalan 3 taşınmaz ile 7 araç yönünden ise kıymet takdirlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır.O halde davacı alacaklıya borçlu adına düzenlenmiş kat’i aciz belgesi sunması için makul bir süre verilmesi, kat’i aciz belgesi sunulduğu takdirde dava konusu tasarrufların iptaline aksi halde davanın önşart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
2-HMK’nun 297/2 maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin
taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Somut olayda davacı alacaklı vekili tarafından 24.3.2008 tarihli dava dilekçesi ile davalı borçlu tarafından diğer davalıya 3.9.2007 tarihinde satışı yapılan … parsel nolu taşınmazlara ilişkin tasarrufların da iptali istendiği halde bu iki parsel yönünden olumlu olumsuz karar verilmemesi kamu düzenine ilişkin olup HMK’nun 297/2 maddesine aykırılık teşkil ettiğinden hükmün temyiz edenlerinin sıfatına bakılmaksızın bu yöndende bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 29.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.