Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/16274 E. 2013/4118 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16274
KARAR NO : 2013/4118
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıya ait aracın tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda müvekkiline ait aracın belli süre çalışamaması nedeniyle gelir kaybı zararı oluştuğunu, zarar bedelinin davalıdan tahsili için aleyhine Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2008/8465 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 3.221,20 TL. asıl alacak üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddi ile tazminata karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, olayda iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalının tazminat talebinin de reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminatın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2918 Sayılı KTK’nun 109.maddesinde “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar” hükmüne yer verilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını kesen sebepler başlığı altındaki 154/2. maddesinde (818 Sayılı BK.md.133/2) zamanaşımını kesen diğer sebepler yanında alacaklının icra takibinde bulunmasının da zamanaşımını keseceği, zamanaşımının müteselsil borçlulara etkisi hakkındaki 155/1.maddesinde (818 Sayılı BK.md.134/1) zamanaşımının müteselsil borçlulardan birine karşı kesilince diğerlerine karşı da kesilmiş olacağı, 156.maddesinde (818 Sayılı BK.md 135) zamanaşımının kesilmesiyle yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı vurgulanmış, zamanaşımının kesilmesinden sonra alacaklının fiili ile yeni bir sürenin başlaması başlığı altındaki 157/2.maddesinde de (818 Sayılı BK.md.136/2) zamanaşımı icra takibiyle kesilmişse “alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlayacağı” hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda; davalıya ait aracın haksız eylemiyle sebebiyet verilen trafik kazası 17.2.2008 tarihinde meydana gelmiş, davacı (takip alacaklısı) tarafından zamanaşımı süresi içinde Ankara 31.İcra Müdürlüğünün 2008/8465 sayılı dosyası üzerinden 09.7.2008 tarihinde davalı aleyhine icra takibi başlatılmıştır.
Herne kadar mahkemece takip dosyasından yapılan son işlem tarihinin 15.7.2008 tarihi olduğu, bundan sonra 07.2.2012 tarihine kadar davalı borçluya ödeme emri tebliğinin talep edilmediği (dolayısıyla bu süre içinde bir işlem yapılmadığı) bu nedenle olayda zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; takip dosyasında alacaklı vekilince 04.2.2009 tarihinde ödeme emri tebliğ edilemeyen borçluların adresinin araştırılmasının talep edildiği, bundan sonra 02.6.2009, 22.4.2010 ve 12.12.2010 tarihlerinde icra takibatına yönelik işlemler yapıldığı, 07.2.2012 tarihinde borçlu davalı adresine ödeme emrinin tebliğinin talep edildiği, ödeme emrinin 17.2.2012 tarihinde tebliği üzerine 21.2.2012 tarihinde borçlu davalı tarafından itiraz dilekçesi verildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu olayda iki ve on yıllık zamanaşımı süresi mevcut olup, kesilen zamanaşımının hangi hallerde yeniden işlemeye başlayacağı ilgili yasa maddelerinde açıkça belirtilmiştir.
Eldeki davanın da İİK.nun 67. maddesinde öngörülen bir yıllık yasal süresi içinde 07.3.2012 tarihinde açıldığı açıktır.
Zamanaşımını kesen işlemler icra takibini sonuca doğru ilerleten ve bulunduğu safhadan alıp bir adım öteye götüren işlemler olup, BK’nun 136/2. maddesindeki (6098 Sayılı TBK.md.157/2) “takibe ilişkin her muamele” ifadesinin anlamının, alacaklı veya icra dairesinin takibi yeni bir aşamaya ulaştıran işlemleri olarak anlaşılması gerektiği açıktır. Bu nedenle, alacaklı vekilinin icra dosyasında yukarıda belirtilen tarihlerde yaptığı her işleminin BK’nun 136/2. maddesinde belirtilen zamanaşımını kesen bir takip muamelesi olarak görülmesi gerekir.
O halde; somut olayda dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolmadığından, mahkemece davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddi ile uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapılıp varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.