Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/16305 E. 2013/2254 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16305
KARAR NO : 2013/2254
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Dairemize ait 16.12.2010 gün, 7087–11135 sayılı bozma kararında; haciz mahallinin fiilen kimin kullanımında olduğunun keşif ve bilirkişi incelemesi ile netleştirilmesinden sonra İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu sonucuna varılırsa bu kez üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygunluğu yönünde yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda: “yapılan keşif ve bilirkişi incelemesine göre haczin takip borçlusunun kullanımında olan yerde yapıldığı,,ancak burasının borçluya tahsis edilmesine ilişkin bir karar ya da belgenin bulunmadığı, ispat yükünün üçüncü kişinin sunduğu faturaların gerçek olup mahcuzlara da uyduğunun tespit edildiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, uyulan bozmaya göre; davalı alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davalı alacaklı vekili borcun tamamının haricen ödendiğini savunarak buna ilişkin 05.10.2012 tarihli dekontu da sunmuştur. Mahkemece alacaklının bu yöndeki savunmasına
itibar edilerek konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken işin esasına yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davanın konusuz kalması halinde maktu karar ve ilam harcına hükmedilerek varsa bakiye harcın iadesi, yargılama giderleri ile nispi vekâlet ücretinin de davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekir.
Somut olayda davanın açılmasına neden olan taraf alacaklıdır. Bu nedenle hükmün yargılama giderleri ile ilgili kısmı sonuç itibarı ile doğrudur.
Bununla birlikte dava konusuz kaldığı için maktu karar ve ilam harcına hükmedilerek bakiye harcın iadesinin kararlaştırılmaması ve maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ise hatalı olmuştur.
Vekâlet ücreti ile ilgili yanlışlık temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır, ancak yargılama harcı ile ilgili hata kamu düzeni ile ilgilidir ve aleyhe bozma yasağı kuralının dışında kalır, buna göre temyiz konusu yapılmasa da re’sen ele alınıp incelenebilir.
Yukarıda belirtilen hataların giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Davalı alacaklı vekilinin, yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın hüküm fıkrasının 1. bendindeki “Davanın kabulü ile davacıya ait olup haczedilen 1 adet Beko 104 ekran TV, 4 adet kahverengi demir ayaklı masa ve sandalye, 1 adet Rubenis marka klima üzerindeki haczin kaldırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına” ibaresinin yazılmasına; 3. bendindeki “Bakiye harç terkin sınırında altında kaldığından alınmasına yer olmadığına” ibaresinin çıkartılarak yerine “Alınması gereken 21,15.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 68,35.-TL harçtan indirilerek bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine“ ibaresinin yazılmasına; hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 25.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.