YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16876
KARAR NO : 2013/6309
KARAR TARİHİ : 03.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın dava dışı sürücünün idaresindeyken tek taraflı kazası sonucu hasarlandığını ve tamir süresince aracı kullanamadığını belirterek 21.854,00- TL hasar bedeli ve 5.310,00- TL araç kiralama bedeli olmak üzere toplam 27.164,00-TL’nin davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kazada sürücü değişikliği yapıldığını ve hasar miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 22.193,02-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğu ve dava dışı … fiyat Kredi A.Ş’ın dain ve mürtehin olarak poliçede gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.nun 1269.ncu maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.unci maddesi hükme gereğince bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 879.maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafatının alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakatı olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, dava dışı bankadan, davanın açılmasına ve tazminatın davacıya verilmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmalı, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
3- Kabule göre, dosyada mevcut kasko ön ekspertiz raporunda, arıcın ağır hasarlı olduğu bu hali ile hasar bedeli ya da pert total olarak kabul edilmesi haline göre bedel belirtilmiş hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ise, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, perte ayrılmasının gerekip gerekmediği değerlendirilmeden, hasar bedeli 20.210,62 TL olarak belirlenmiştir. Alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise gerçek zararın, ekonomik değilse, aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Diğer yandan davacı vekili tarafından araç kiralama bedeli talep edilmiş olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda, araç mahrumiyeti nedeniyle kazanç yoksunluğu bedeli hesaplanmıştır.
Bu durumda mahkemece hasarlanan aracın kiralama bedelinin ilgili yerlerden (meslek kuruluşlarından) araştırılıp bilirikişiden ek rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.