YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2015
KARAR NO : 2012/11164
KARAR TARİHİ : 16.10.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVACI (3.Kişi): …
…
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekilince istenmiş, davalı alacakıl vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 16.10.2012 Salı günü davacı 3. kişi vekili … ve davalı alacaklı vekili Av. … geldi. Davalı borçlu taraftan gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı 3. kişi ve davalı alacaklı vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Silivri İcra Müdürlüğünün 2009/228-1866-1867-1868-1869 ve 2010/64 talimat sayılı dosyalarından, davacı şirkete ait işyerindeki malların 31.03.2010-01.04.2010 tarihinde haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili,borçlu şirketin takip adresine gidildiğinde çevredeki işyeri sahiplerinin borçlu şirketin haciz adresine taşındığını ve “…Kırtasiye” ünvanı ile faaliyet gösterdiğinin belirttiklerini, borçlu şirketin imza sirkülerinde bu adresin şirket adresi olarak gösterildiğini, borçlu şirket ortaklarının alacaklılardan mal kaçırma amacı ile davacı şirketi kurduklarını, ticari işletme devrinin söz konusu olduğunu ve haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
../…
-2-
2012/2015
2012/11164
Davalı borçlu şirket vekili, duruşmada davacı şirket ortakları ile borçlu şirket ortakları arasında organik bağ bulunmadığını, davacının istihkak iddalarını kabul ettiğini belirtmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, hernekadar borçlu ve 3.kişi şirket ortakları arasında akrabalık ilişkisi bulunmakla birlikte, kuruluşlarının eski tarihli olduğu salt akrabalık ilişkisinin borçtan kurtulmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığını göstermeyeceğini, sunulan faturaların hacizli malları kapsadığı ve usule uygun ticari defterlerde kayıtlı olduğundan bahisle davanın kabulüne karar vermiş hüküm davalı alacaklı vekili ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği iddiası ile davacı 3.kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı gerektirici sebeplere ve kabule göre davalı alacaklının kötü niyetinin ispatlanmamış bulunmasına göre davacı 3.kişi vekilnin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava konusu hacizler 31.03.2010 -01.04.2010 tarihinde … adresinde davacı 3.kişi şirket temsilcisi … huzurunda yapılmış mahalde borçlu şirkete ait belgeler bulunmuştur. Dava konusu hacizden önce 04.02.2009 tarihinde borçlunun takip talebinde ve ticaret sicilde belirtilen … İş Merkezi Zemin Kattaki adresine hacze gidilmiş adresin kapalı olduğu cevreden sorulduğunda 2 aydır kapalı olduğunun bildirildiği görülmüştür. Silivri İcra Müdürlüğünün 2010/64 talimat sayılı dosyasından yapılan 11.01.2010 tarihinde … Sokak adresinde yapılan haciz sırasında borçlu şirket ortağı …’un haciz mahallinde olduğu tesbit edilmiştir. Bu durumda malın borçlu ve 3.kişinin birlikte ellerinde bulundurduklarının kabulü gerekir. İİK’nun 97/a maddesi 1.fıkra 2.cümlesi gereğince borçlu ve 3.şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları halinde dahi mal borçlu elinde addolunur. Anılan madde de geçen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararınadır. Bu
../…
-3-
2012/2015
2012/11164
yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Dava konusu takip dosyalarındaki borçlar 30.09.2008 tarihinden başlayan çeklerden kaynaklanmaktadır. Davacı 3.kişi şirket bu tarihten önce 21.03.2006 yılında borçlu şirket ortakları ile ilgisi olmayan … ve … tarafından kurulmuş ise de, borcun doğumundan sonra 27.10.2008 tarihinde yapılan hisse devirleri sonucu %99 hisse Borçlu şirket ortakları olan … ve …’un oğulları … tarafından devir alınmıştır. Yani davacı şirket borcun doğumundan sonra borçlu şirket ortaklarının oğluna ait olmuş ve aynı tarihte haciz adresine nakil alınmıştır. Dosya içerisindeki borçlu şirkete ait imza sirkülerinde, bu tarihten önce 20.02.2008 tarihinde borçlu şirket adresi dava konusu haczin yapıldığı … olarak gösterildiği ve yine dosya içerisinde bulunan borçlu şirkete ait perakende satış fişlerinde şirket merkezinin bu adres olarak belirtildiği görülmüştür.
Davacı 3.kişi şirket tarafından sunulan ve hacizli malların büyük bir kısmını kapsayan faturalar ticari defterlerde kayıtlı olmakla birlikte, faturalar borcun doğumundan sonraki tarihleri taşımakta olup, büyük kısmı borçlu tarafından davacı şirket adına düzenlenmiştir.
Öte yandan, aynı takip dosyalarından Çorlu adresinde yapılan hacizler sırasanda da borçlu şirket ortağı … hazır olup yine oğul … davacı şirket temsilcisi olarak istihkak iddiasında bulunmuştur.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde,davacı şirketin borcun doğumundan sonra, borçlu şirketin ortakları … ve …”un oğulları … adına devir alınarak ticari faaliyete bu şirket adı altında devam edildiği, böylece mülkiyet karinesi aksinin ispatlanmadığı anlaşıldığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırdır.
3.Kabule göre ise;
HUMK.’nun 389. (HMK’nun 297/2) maddesi uyarınca, hükmün taraflara yükletilen ödevlerin ve bahsedilen hakların hiçbir
../…
-4-
2012/2015
2012/11164
kuşku ve tereddütü gerektirmeyecek şekilde çok açık ve icra (infaz) edilebilir nitelikte olması gerekir. Somut olayda dava Silivri İcra Müdürlüğünün 2009/228-1866-1867-1868-1869 ve 2010/64 talimat sayılı dosyalarıdan yapılan hacizler için açılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş olduğu halde hükmün 2.fıkrasında sadece Silivri İcra Müdürlüğünün 2010/64 talimat sayılı dosyasındaki haczin kaldırılmasına karar verilmesi infazda kuşku ve tereddüte neden olacağından isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacı 3. kişiden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı alacaklıya verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 2,75 TL harcın temyiz eden davacı 3. kişiden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 16.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
…