YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2211
KARAR NO : 2012/13798
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
MAHKEMESİ : … Asliye 1. Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalı … ve … vekilince istenmiş davalı … vekilince duruşma istenilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.12.2012 Salı günü davacı … vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Diğer davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili asıl ve birleştirilen 1999/739 esas sayılı davada davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu 26 nolu meskenini davalı
Yusuf’a onun da birleşen davanın davalısı …’a satışı ile 196 numaralı atölyenin davalı …’a satışına ilişkin tasarrufların iptalini ve 2000/1565 esas sayılı dosyada da başka bir takipten dolayı yine davalı …’a yapılan satışın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve … vekili davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile asıl davadaki …’a ilişkin 196 numaralı atölye ile ilgili dava ile bu taşınmaza ilişkin birleşen 2000/1565 esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş, asıl davada 26 numaralı mesken için açılan davada ise davalı 3. kişi…’un taşınmazı elden çıkardığı için davanın konusunun kalmadığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davada …’ın kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili davalı borçlu … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile Bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olaya dönüldüğünde borçlu ve tasarrufta bulunan davalı … arasında yapılan satışta edimler arasında aşırı fark bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilse de İİK’nın 278/III-2 maddesinde edimler arasındaki aşırı fark, taşınmaz üzerinde bulunan ipoteğin de bedele eklenmesi gereği nazara alındığında oluşmamaktadır. Davalı 3. kişinin, davalı borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu da ispat edilememiştir. Nitekim, Dairemizin 2009/589 esas ve 2009/3239 karar sayılı ilamında da bedel farkının bulunmadığına yönelik bir mahkemenin red kararı da onanmıştır. Bu hususlar nazara alınarak davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar …
Pınarbaşı’ya verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’ya geri verilmesine 11.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.