YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2959
KARAR NO : 2012/12122
KARAR TARİHİ : 06.11.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu…’nün alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 1.5.2006 tarihinde davalı …’ye, Sibel’in aynı taşınmazı 1.8.2006 tarihinde davalı …’a, …’inde 20.10.2006 tarihinde davalı …’e sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini dava ve talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, davalı …’in dava dışı borçlu şirket yetkililerinin akrabası olmasının satışın muvazaalı olduğu anlamına gelmiyeceğini, taşınmazın iyiniyetle ve rayiç bedelle satıldığını, müvekkilinin halen dava dışı takip borçlusundan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, takip konusu borcun tasarruftan sonra doğduğunu, aciz belgesi sunulmadığını,dava konusu taşınmazı emlakçı aracılığıyla 70.000.00 TL’ye aldıklarını ve 73.000,00 TL’ye sattıklarını, müvekkilinin iyi niyetli 4.kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazı emlakçı aracılığıyla ve iyi niyetle 75.000,00 TL bedelle aldıklarını onarım yaptırdıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, takip konusu alacağın doğum tarihinin tasarruftan önce olması şartı gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilme koşullarından biri mahkemenin de kabulünde olduğu gibi takip konusu borcun iptali istenen tasarruftan önce doğmuş olmasıdır. Somut olayda takip konusu borç davacı (temlik eden)banka ile dava dışı … Ltd. Şti arasında 15.9.2003 tarihli kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen, keşidecisi davalı … ,… lehtarı …Ltd. Şti olan ve davacı (temlik eden) bankaya BK 162-170 maddeler gereğince devir ve temlik edilen 26.7.2006, 27.7.2006, 26.8.2006, 29.8.2006, 9.9.2006 ve 19.9.2006 keşide tarihli altı adet çeke dayalıdır. Anılan çeklerin bankaya ibraz tarihi ise 5.7.2006’dır. Yani çekler vadeli olarak verilmiştir. İptali istenen tasarruflar ise 28.4.2006 – 31.7.2006 – 20.10.2006 tarihlerinde gerçekleşmiştir. Çeklerde vade olmayacağı kural ise de borcun doğum tarihinin tespitinin gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda da vadeli çek verildiğinden ve davacı taraf borcun daha önce doğduğunu iddia ettiğinden kural olarak borcun gerçek doğum tarihinin araştırılması gerekmektedir. Bu durum dava şartı olup mahkemece res’en araştırılması gerekir.
Davacı vekili, takip konusu çeklerin müvekkili banka ile dava dışı … Ltd. Şti arasında imzalanan 15.9.2003 tarihli kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini davalı borçlunun dava dışı şirketin borcu olduğunu sözleşme tarihinden itibaren bildiğini ve takip konusu çeklerin tasarruf tarihinden önce müvekkili bankaya verildiğini belirterek bu yöndeki delillerini bildirmiştir.
…Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/312 E-2010/625K. sayılı dosyasından; davacı ile dava dışı … Ltd. Şti arasında 15.9.2003 tarihli kredi sözleşmesi imzalandığı, 26.6.2006 tarihinde dava dışı borçlu şirketin hesabının katedildiği ve dava dışı şirket aleyhine ….İcra Müdürlüğünün 2006/7782 dosyası üzerinden 27.6.2006 tarihinde 648.765,85 TL için icra takibi yapıldığı,dava dışı şirket temsilcisi ve kefil olan …’nin davalı …
…’ye 28.9.2005 tarihinde sattığı taşınmazla ilgili (… tarafından da 28.6.2006 tarihli …’e, onun tarafından da 3.8.2006 tarihinde Davalı …’a satışı yapılan taşınmaz için) 7.5.2007 tarihinde tasarrufun iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Eldeki dosyada ise takip konusu çeklerin 26.7.2006, 27.7.2006, 26.8.2006, 29.8.2006, 9.9.2006 ve 19.9.2006 tarihlerinde keşide edildiği, bankaya ibraz tarihinin 5.7.2006, ihtiyati haciz tarihinin 10.8.2006, takip tarihinin ise 17.8.2006 olduğu anlaşılmaktadır. Takip konusu çeklere dayalı davalı borçlu ile dava dışı … Ltd. Şti arasındaki alacak borç ilişkisinin tesbiti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de dava dışı şirkete ve ticari defterlerine ulaşılamaması, davalı borçlu …’ün de ticari defter tutmaması nedeniyle sonuca ulaşılamadığı anlaşılmaktadır. Davacının delil olarak dayandığı banka kayıtlarından takip konusu çeklerin davacı alacaklı bankanın sistemine giriş tarihlerinin 30.1.2006-18.4.2006 tarihleri arasında olduğu anlaşılmaktadır. Davacı bankanın sistem kayıtlarının doğruluğu kabul edildiğinde takip konusu çeklerin 28.4.2006 ve sonra yapılan tasarruf tarihinden önce keşide edilerek davacı bankaya verildiği dolayısıyla borcun, iptali istenen tasarruflardan önce doğduğunun kabülünü zorunlu kılacaktır. Ancak davalı borçlu … vekili, banka sistemine giriş tarihlerinin tek taraflı düzenlenmiş belge olması nedeniyle itiraz edilerek takip konusu çeklerle ilgili çek hesabının açıldığı ve verildiği yer olan …şubesine müzekkere yazılarak ilgili belgelerin istenmesi ve üzerinde inceleme yapılmasını talep ettiğinden takip konusu çek hesabına ilişkin … şubesindeki kayıtlar istenerek takip konusu çeklerin davalı borçlu tarafından dava dışı … Ltd. Şti’ne ,anılan şirket tarafından da davacı bankaya veriliş tarihlerinin tesbiti bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılması, ….Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/312 E-2010/625 sayılı dosyası ve bu dosyadaki dava dışı borçlu şirket ve ortağı ile borçlu … arasındaki maddi ve hukuki olgular ve eldeki dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek davalı borçlu … yönünden borcun gerçek doğum tarihinin belirlenmesi, borcun tasarruftan önce doğduğunun tesbiti halinde işin esasına girilerek dava konusu tasarrufların İİK 277, 278, 279 ve 280 maddelere göre iptale
tabi olup olmadığının değerlendirilmesi, borcun doğum tarihinin tasarruftan sonra olduğunun tesbiti halinde ise şimdiki gibi davanın önşart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre, dava ön şart yokluğundan reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına AAÜT’nin 7.maddesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri yerine nispi vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 6.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.