Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3067 E. 2012/6526 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3067
KARAR NO : 2012/6526
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –

Davacı vekili, davalılar tarafından yapılan kaldırım çalışması nedeniyle yol kenarında bulunan iğde ağacının müvekkiline ait aracın üzerine devrilerek hasarlanmasına neden olduğunu, araçtaki hasarın mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini, müvekkilinin olay nedeniyle korku ve üzüntü yaşadığını belirterek 5.000 TL değer kaybı ve 1.500 TL araç mahrumiyet zararı olmak üzere toplam 6.500 TL maddi tazminat ve 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin ihale sonucu belirtilen güzergahta kaldırım kaplama işi yaptığını, ağacın devrilmesi ile müvekkilinin yaptığı iş arasında illiyet bağının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, olaydan müvekkil belediyenin bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusunun idari yargının görev alanına girdiğini, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne, 3.523,75 TL maddi tazminat ile 2.500 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan
müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, TTK.nun 1301.maddesinden kaynaklanan rücuan tazminat istemine ilişkindir.
HUMK.’nun 381., 388. ve 389. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Aynı Yasa’nın 388. maddesinde; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, yargılamaya son verildiğinde kısa karar adı verilen kararda az önce açıklandığı gibi, hâkimin tereddüt uyandırmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar açısından gereken açıklamayı tutanağa yazdırması zorunludur.
Somut olayda, mahkemece, kısa kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tazminatın kabul ve reddedilen kısımları belirtilmemiş olup bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2-Davalılardan Belediye hakkında yolda kaldırım çalışması yapılması nedeniyle yol kenarındaki ağacın devrilmesinden kaynaklanan davada hizmet kusuruna dayanılmaktadır. Kamu hizmeti görmekle yükümlü olan Belediye, kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Hizmet kusurundan kaynaklanan davaların idari Yargılama Usulü Hakkındaki Kanunun 2. maddesi hükmü uyarınca idare aleyhine idari yargı yerinde tam yargı davası olarak ikame edilmesi gerekmektedir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur.
Bu durumda davalı … aleyhindeki davanın hizmet kusuruna dayanılarak açıldığının anlaşılmasına göre yargı yolu yönünden görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Asıl davayı karara bağlayan mahkemece diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi delil tespiti giderlerinin ve vekalet ücretinin de davada haksız çıkan tarafa yükletilmesine karar verilmelidir. Davacı, dava açılmadan önce Edirne 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2010/62 Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdığına göre, bu
tespitten dolayı davada kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken ve tespit dosyasında davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerekirken bu hususlarda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı … Başkanlığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı vekili ve davalı … Başkanlığına geri verilmesine 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.