Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3092 E. 2012/7106 K. 31.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3092
KARAR NO : 2012/7106
KARAR TARİHİ : 31.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait traktörün tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, aracın orjinal kabinli olduğunun uyuşmazlık konusu olmadığını, ancak kazadan sonra aracın kabinsiz olarak 47000 TL poliçe limiti ile sigortalandığının farkedildiğini, müvekkilinin davalı şirkete müracaatla başından beri varolan kabin için 21.10.2010 tarihinde zeyilname yaptırarak sigorta teminatının 13.000 TL daha artırıldığını, davalının zeyilnameyi dikkate almadan aracın hasarlı hali ile 10.500 TL edeceğini ve 24.500 TL ödeme yapılabileceğini bildirerek gerçek zararı ödemekten kaçındığını, aracın kabinle birlikte 60.000 TL sigorta bedeli bulunduğunu belirterek 49.500 TL hasar bedelinin 13.12.2010 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili araç üzerinde rehin olduğunu, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, aracın sigorta bedelinin 47,725 TL olduğunu, kazadan sonra düzenlenen zeyilname ile bu bedelin 13,000 daha artırıldığını, ancak poliçede açıkça belirtildiği gibi zeyilnamenin düzenlendiği tarihten itibaren geçerli olduğunu, geçmişte meydana gelen hasarı kapsayacak şekilde sigorta bedelinin artırılmasının sigorta hukukunda yerinin olmadığını, araç ağır hasarlı
olduğundan pertinin uygun görüldüğünü, 2. el piyasa rayiç değerinin 35.000 TL sovtaj değerinin 10.500 TL olarak tesbit edildiğini, davacıya davadan önce iki kez sovtaj bedelinin mahsubu ile bakiye 24,500 TL.nin kendisine ödeneceği hususunda ihbarda bulunduğunu, ancak davacının dava açma yolunu tercih ettiğini belirterek davanın husumet ve esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 33,000 TL kabinsiz araç bedelinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 1269. maddesi uyarınca malı rehin olan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270. maddesi hükmü gereğince bir başkasınında rehin konusu malı rehin olan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda sigortalı durumunda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkınında öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatını almak suretiyle şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda davacıya ait aracın üzerinde … Şubesinin rehin hakkı bulunmaktadır. Bu husus taraflar arasında düzenlenen kasko sigorta poliçesinden de anlaşılmaktadır. Davaya muvafakatları olup olmadığı hususunda rehin hakkı sahibi banka şubesine yazılan müzekkereye verilen 24.5.2011 tarihli cevapta davacı aracının bankalarına rehinli olduğu, davaya muvafakat konusunun tam olarak anlaşılamadığı, bu konuda ayrıntılı bilgi verilmesinin istenildiği bildirilmiştir. 16.6.2011 tarihli duruşmada tanık olarak dinlenen aynı bankanın şube müdürü Serdar İydir, dava konusu aracın şubelerine dair mürtehin olarak kayıtlı bulunduğunu bu nedenle sigorta şirketince bir ödeme yapılacaksa zaten bu ödemenin öncelikli olarak kendilerine yapılacağını bu nedenle açılan davaya muvafakat ettiklerini beyan etmiştir. Rehin hakkı sahibi bankanın ve şube müdürünün kayıtsız şartsız açıkça davaya muvafakatları bulunmamaktadır. Şarta bağlı muvafakatın geçerli olduğu kabul edilemez.
Bu durumda mahkemece dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı … Şubesi’nin açık ve şartsız muvafakatı olmadığından davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de; Kasko Sigortası Poliçesi Genel Şartlarının B.3.3.1.2.1 maddesi hükmü uyarınca, onarım masrafları sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez ise taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.
Bu hükümden açıkça anlaşılacağı üzere davalı … meydana gelen hasar bedelini tamamen poliçe limitleri içerisinde ödeme yükümlülüğü altında olup sigortalı araç hurdasını sigorta ettiren, kendisine verilmesi istemedikçe sigortacı tarafından davacı … ettirenin uhdesinde bırakıp hurda bedelini tazminattan düşmesi olanaklı değildir. Zira kasko sigortasında aslolan amaç, zarar bedelinin tamamen karşılanmasıdır. Hurda aracın kimde bırakılacağı hususunda seçimlik hak, davacı … ettirene aittir.
Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda aracın ağır hasarlı olması, tamir masrafının aracın piyasa rayiç değerine yaklaşması nedeniyle pertinin uygun ve ekonomik bulunduğu, zirai traktör vasfındaki aracın komple kabin fiyatının 12.000 TL, kabinli traktörün piyasa rayiç değerinin 45.000 TL, sovtaj bedelinin 10.000 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece aracın kabinsiz olarak teminat altına alındığı, kabinsiz değerinin 33,000 TL (45,000-12,000) olarak kabul edilmesi gerektiğinden bahisle 33.000 TL araç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı tarafından seçimlik hakkı sorulmadığı gibi hasarlı aracın davalı … şirketine bırakılması konusunda da bir hüküm kurulmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece davacı taraftan hurda aracın kimin uhdesinde bırakılmasını istediği hususunda seçimlik hakkının sorulması, araç hurdasının sigortalı üzerinde bırakılmasının istenilmesi halinde sovtaj bedelinin mahsubu ile bakiye tazminata hükmedilmesi aksi halde ise hasarlı aracın davalı … şirketinin uhdesinde kaldığının hüküm altına alınması gerekirken yazılı olduğu biçimde karar verilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı Ziraat Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 31.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.