YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3566
KARAR NO : 2013/5014
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, Ankara 5. İcra Müdürlüğü’nün … sayılı Takip dosyasında yapılan 02.12.2009 günlü hacze konu menkulün davacı üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, kira sözleşmesi uyarınca borçlunun kullanımında bulunduğu sırada haczin yapıldığını, haczi 04.12.2009’da öğrendiklerini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlunun adresinde yapıldığını, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu, sunulan faturanın tek başına istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davacı üçüncü kişinin 30.12.2008 tarihli fatura kapsamında satın alıp aynı tarihli sevk irsaliyesi uyarınca teslim aldığı mahcuzu 31.12.2009 tarihine kadar geçerli kira sözleşmesi uyarınca borçluya teslim ettiği, haczin bu sırada yapıldığı, dava konusu eşyanın davacının 2008 yılına ait ticari kayıtlarında yer alıp, borçlunun ticari kayıtlarında yer almadığının bilirkişi incelemesi ile belirlendiği, mahcuzun dava devam
ederken 6.000,00.-TL’sın alacağa mahsuben satıldığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile satış bedelinin üçüncü kişiye ödenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nnu 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haciz takip borçlusunun adresinde yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir.
İspat yükü altında olan üçüncü ve karinenin aksini her türlü delille kanıtlama olanağına sahip olan üçüncü kişi borçlu ile aralarında imzalanan 27.07.2009 tarihli sözleşme ile 30.12.2008 tarihli fatura deliline dayanmaktadır.
Fatura içeriğinde ayırt edici özellik yazmadığı için mahcuza uygunluğunu denetlemek mümkün değildir.
Diğer yandan bilirkişi raporuna göre, kira sözleşmesi ile ilgili borçlunun ticari defterlerinde herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Mahcuzun tüm ayırt edici özelikleri ile üçüncü kişinin ticari kayıtlarında yer aldığına dair bir tespit de yoktur. Bununla birlikte yaklaşık 7 ay önce hurda bedeli 56.000,00.-TL olan bir cihazın çalışabilir durumda olmasına rağmen, yaklaşık 5 aylık kullanım bedelinin 1000 USD olarak belirlenmesi, ardından 8000 USD ödenmek kaydı ile mülkiyetinin borçluya bırakılacağının kararlaştırılması genel yaşam deneyi kuralları ile de bağdaşmamaktadır.
Somut olayda üçüncü kişinin sunduğu delilerin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli nitelikte olduğunu kabul etmek mümkün değildir.
Mülkiyet karinesinin aksi kanıtlanamadığından davanın reddi gerekirken oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı biçimde kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.