Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4045 E. 2012/12512 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4045
KARAR NO : 2012/12512
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı …. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davacının işleteni olduğu, davalıya kasko sigortalı aracın dava dışı sürücünün idaresinde olduğu sırada tek taraflı olarak gerçekleşen kazada hasarlandığını belirterek, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 10.000,00.-TL hasar bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı …. vekili, araç … Bankası lehine rehinli olup, muvafakatinin alınmasının gerektiği ve aracı esasen kullananın Murat olduğunu ve ehliyetinin 6 ay süreyle alınmış olduğundan hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile 28.700,00.-TL hasar bedelinin 10.000,00.-TL’lik kısmına olay tarihinden, 18.700,00.-TL’lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacıya ait aracın tescil belgesinde ve kasko sigorta poliçesinde, dava dışı … Bankası A.Ş… Şubesi’nin dain ve mürtehin olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
TTK.’nın 1269. maddesi uyarınca, malı rehin alan kimse sıfatıyla o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi, aynı yasanın 1270. maddesi hükme gereğince, bir başkasının da rehin konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. 4721 sa-
yılı Türk Medeni Kanunu’nun 879. maddesi gereğince, sigorta tazminatının öncelikle rehin hakkı sahibine verilmesi veya açık muvafakatinin alınması gerekmektedir.
Somut olayda, dain mürtehin sıfatı bulunan ve menfaati olan dava dışı bankadan, dava açmaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, dava dışı bankadan, rehin alacağının ve dain mürtehin sıfatının devam edip etmediği, devam ediyorsa davaya ve tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı sorulup, muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.1. maddesine göre; gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK.’nun 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.1.5. maddesi ve TTK.’nun 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043;
HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilâmları).
Yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, aracın iddia edilen kişi tarafından sevk ve idare edildiği sırada hasarlanıp hasarlanmadığı önemli olup, bu durum ispat külfetini etkilemektedir. O halde, uyuşmazlığın çözümü için öncelikle kazanın Kaza Tespit Tutanağında sürücü olarak geçmekte olan …ya da işleten …’in sevk ve idaresi sırasında meydana gelip gelmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı vekili, kazanın, beyan edildiği gibi …’ın sevk ve idaresi sırasında değil, esasen kaza tarihinde sürücü belgesi idari yaptırım olarak geri alınmış olan işleten … tarafından sevki sırasında meydana gelmediğini savunmuştur. Buna ilişkin olarak kazaya müdahale eden görgü tanıklarının beyanlarını ve …. Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmayı delil olarak göstermiştir.
Bu durumda mahkemece, rizikonun teminat dışında kaldığının davalı … şirketince somut delillerle ispatlanması gerekmekte olup, davalı taraftan delilleri sorularak, yapılmakta olan ceza soruşturması ve kovuşturma sonucunun da beklenerek rizikonun meydana geliş biçimi ve teminat kapsamında olup olmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı …. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …ye geri verilmesine 14.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.