Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4532 E. 2013/1411 K. 12.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4532
KARAR NO : 2013/1411
KARAR TARİHİ : 12.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki adet taşınmazını 1.4.2009 tarihinde davalı …’a, …’in de bu taşınmazlardan birini 18.2.2010 tarihinde dahili davalı …’a, diğerini de 15.3.2010 tarihinde dahili davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, savunma ve bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunmak için süre istemesine rağmen savunma yapmamıştır.
Davalı …,dava konusu taşınmazı …’ten 5.000,00 TL bedelle aldığını, seçim borçları nedeniyle taşınmazın satıldığını, bir yıldır taşınmazı kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, müvekkilinin iyiniyetli 4.kişi olduğunu, taşınmazı ipotekle alıp ipotek borcunu ödediklerini, taşınmazı aldıktan sonra 200 adet fıstık fidanı diktiklerini ve fiilen kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia,savunma, toplanan delillere göre, dava açıldığı tarihte dava konusu taşınmazların davalı … adına kayıtlı olmaması nedeniyle davalı … hakkında açılan davanın husumet nedeniyle reddine, davalı … ve …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar …,… ve … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK’nin 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için,davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nin 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nin 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nin 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nin 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nin 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nin 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda, mahkemece davanın açıldığı tarihte dava konusu taşınmazların davalı … adına kayıtlı olmaması nedeniyle davalı … hakkında açılan davanın husumet yokluğundan,davalı … ve …’ın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar …,… ve … hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemiştir.
Dava koşulları yönünden dosya incelendiğinde, davacının alacağının Gaziantep 7.İcra müdürlüğünün 2009/22072 ve 2009/15007 sayılı takip dosyaları yönünden 24.10.2008 tanzim tarihli senetlerle doğduğu, borçlu hakkındaki takiplerin kesinleştiği, alacağın gerçek olduğu,31.3.2010 tarihli 60.250,00 TL ve 47.000,TL üzerinden her iki takip dosyasından da kati aciz belgelerinin düzenlendiği, iptali istenen tasarrufun ise takip konusu alacaklardan sonra 1.4.2009 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından dava ön koşuları gerçekleşmiştir. O halde davalı borçlu ile davalı … arasındaki dava konusu 1282 ve 1629 parsel nolu taşınmazlar yönünden 1.4.2009 tarihli tasarrufun yukarıda açıklandığı üzere İİK 278,279,280.maddeler gereğince iptale tabi olup olmadığının belirlenmesi, iptale tabi olmadığı belirlendiği takdirde davanın reddine; iptale tabi olduğu belirlendiği takdirde ise dava konusu taşınmazların davalı … tarafından davalılar … ve …’a satışlarında borçlunun oğlu …’ın davalı …’ın vekili olarak hareket ettiği, dava konusu 1282 parselin davalı … tarafından dahili davalı …’a satışına ilişkin 18.2.2010 tarihli tasarruf yönün-
den, davalı …’nın davalı borçlu ile aynı kasabadan olduğu, davalı …’nın 23.12.2010 tarihli duruşmadaki beyanından borçlunun seçime girmesi nedeniyle borçları olduğunu belirttiğinden davalı …’nın borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması durumunun da gözönüde bulundurulması,yine davalı … ile davalı … arasındaki 15.3.2010 tarihli tasarruf yönünden de … vekili sıfatıyla taşınmazın davalı borçlunun oğlu aynı zamanda dava dışı borçlu …tarafından davalı …’a satılması, davalı borçlunun oğlu dava dışı borçlu …’ın 2009 mart ayı yerel seçimlerinde belediye başkan adayı olması nedeniyle davalı …’ın bu olay nedeniyle borçluyu ve durumunun bilebilecek kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, 15.3.2010 tarihli tasarruf yönünden davalı …’ın kötüniyetli olduğu belirlenemediği takdirde davalı …’ın İİK 283/2 madde kapsamında sorumluluğunun gözardı edilmeden hüküm kurulması gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçe ile hüküm tesisi isabetli görülmemiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.