YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4782
KARAR NO : 2012/6166
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya ait aracın, müvekkili şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, aracın karıştığı kaza sonucu zarar gören diğer aracın kasko sigorta şirketine poliçe limiti dahilinde 12.500 TL. hasar bedelinin ödendiğini, davalının alkollü olarak kaza yapmış olması nedeniyle rücu hakkının doğduğunu, ödenen tazminatın tahsili için yapılan icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, ceza mahkemesi dosyasında diğer sürücünün de kusurlu olduğunun belirlendiğini, alkolün kazaya etkili olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kabulü ile; davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, 12.500 TL. asıl alacak üzerinden 5.000 TL. icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacı … şirketine zorunlu mali sorumluluk ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın yaptığı kaza nedeniyle araç sürücüsünün alkollü olduğu ileri sürülerek üçüncü kişiye ödenen tazminatın rücuen araç sürücüsünün alkollü olduğunu ileri sürülerek tahsili istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-1.maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının sigorta teminatının kapsamı başlıklı 1.maddesinde ise, sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin edeceği düzenlenmiştir.
2918 sayılı KTK.nun 95/2.maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B-4 maddesi hükmü uyarınca sigorta şirketi tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin halleri üçüncü kişilere karşı ileri süremeyeceğinden, zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Taraflar arasındaki ZMSS genel şartları B.4.d maddesi ve İMSS genel şartlarının 4.c maddesi gereğince sigorta şirketinin kendi sigortalısından kazaya karışan diğer araç için ödediği tazminatı talep edebilmesi için sigortalı veya sürücüsünün salt alkolün etkisi ile kazaya neden olması, alkol dışında başka unsurların olayın meydana gelmesinde etkili olmaması gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu ve alkolün münhasıran etkili olduğu belirtilmiş, buna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak dava konusu kaza nedeniyle İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2010/97 E.-2011/85 K Sayılı dosyasında davalı araç sürücüsü taksirle yaralama suçu nedeniyle yargılanmış, sanığın olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu gerekçesi ile mahkumiyetine karar verilmiş, hüküm temyiz edilmeden kesinleşmiştir.Ceza mahkemesinde hükme esas alınan 4.1.2011 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda sanığın kavşağa gelmeden önce yolun soluna geçmeden arkadan gelen trafiği kontrol etmediği, kontrolsüz
olarak sola dönüş yaptığından asli kusurlu, katılan diğer araç sürücüsünün ise kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. maddesinde düzenlenmiş olup Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Borçlar Kanununun 53. maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi Hukuk Hâkimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür. Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından Ceza Hâkiminin Hukuk Hâkiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. O halde bir Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki Hukuk Mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. (Hukuk Genel Kurulu – 17.3.2008 tarih 2008/4-564 E, 2008/536 K.
Dava konusu olayda, her ne kadar ceza mahkemesi tarafından belirlenen kusur oranları hukuk mahkemesi hakimini bağlamaz ise de ceza mahkemesi tarafından belirlen maddi olgu, hukuk mahkemesi hakimini bağlayacağından kesinleşen ceza mahkemesi dosyasında davalının kavşakta sola dönüş yaparken arkadan gelen trafiği kontrol etmemesi nedeniyle asli kusurlu olduğu dava dışı diğer araç sürücüsünün de kavşağa yaklaşırken hızı azaltmaması nedeniyle tali kusurlu olduğunun belirlenmiş olmasına göre, kazaya karışan diğer araç sürücüsüne de kusur verildiğinden, kazanın münhasıran davalının alkollü olması nedeniyle meydana geldiği kabul edilemez. Açıklanan nedenlerle 2918 sayılı yasanın 95/2
ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları B.4.d maddesinde belirtilen rücu şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir.
SONUÇ; yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.