Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5011 E. 2012/8192 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5011
KARAR NO : 2012/8192
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu … aleyhine yürütülen takipte, Çorum 1.İcra Müdürlüğünün 2010/383 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 11.8.2010 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi olmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) cevap vermemiştir.
Mahkemece; davacı tarafından sunulan belgelere göre, haciz yapılan işyerinin davacı adına olduğu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığı ve davanın ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına ve davacı 3.kişinin davalı alacaklıdan asıl alacağın % 15’i oranında tazminat isteminin de kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava dışı borçlu ile davacı 3.kişi baba-oğul olup, dava konusu 11.8.2010 tarihli haciz sırasında borçlunun eşi (davacının annesi) ile davacı 3.kişinin eşi hazır bulunmakta-
dır. Bununla birlikte, dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, borçlu ve davacı 3.kişinin ve hacizde hazır bulunan aile fertlerinin de ortağı olduğu ve bir aile şirketi niteliğinde olan dava ve takip dışı … Petrol Ür.ve Mobilya …Tic.Ltd.Şti. nin dava konusu haczin yapıldığı adreste ticari faaliyet sürdürdüğü, dava konusu mahcuzların mobilya niteliğindeki mallar olduğu, anılan şirketin de aynı iş kolunda ticari faaliyet yürüttüğü görülmektedir. Davacı 3.kişi takip dayanağı senedin düzenlenme tarihi (borcun doğumu) olan 24.11.2008 tarihinden önce 02.6.2007 tarihinde haciz adresinde ticari faaliyete başlamış ise de takip dayanağı borcun dava konusu mahcuzlar niteliğindeki mobilya türü ürünlerin satışından kaynaklandığı anlaşıldığı gibi, takip borçlusunun başka adreste şahsi olarak vergi mükellefiyetinin bulunmadığı da görülmektedir. Yani, borçlunun davacı 3.kişiden ayrı olarak başka adreste aynı konuda bir ticari faaliyet yürütmediği, davacı ile borçlunun birlikte ticari faaliyet yaptıkları açıktır.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahcuzları borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurdukları ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacının sunduğu ve borcun doğum tarihinden sonraya ait olup her zaman düzenlenmesi mümkün faturalarla yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, borçlu ve 3.kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yapıldığının kabulü ile davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre; Davalı alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için, İcra ve İflas Kanunu’nun 97/15. maddesi uyarınca alacaklının kötü niyetinin gerçekleşmesi gerekir. Alacaklının üçüncü kişinin istihkak iddiasına karşı çıkması kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilemez. Olayda alacaklının kötü niyeti kanıtlanmadığından tazminatla sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, hükmedilecek tazminatın matrahını belirlerken takip konusu
alacak tutarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise o değerin esas alınması gerekirken, mahkemece daha fazla olan takip miktarına göre tazminata hükmedilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 26.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.