Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5086 E. 2012/7468 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5086
KARAR NO : 2012/7468
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili davalı … Yapı Proje İnşaat Taahhüt Tic. …nin müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait aracı davalı … Sınai Ürünler Akaryakıt Pazarlama ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ne taşınmazları ise diğer davalılara sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalılar … ve …’nın taşınmazı gerçek bedelini ödeyerek satın almaları ve kötü niyetlerinin kanıtlanamaması, davalı …’un borçlu olmaması ve taraf sıfatının bulunmaması, araç satışında da muvazaalı durumun tesbit edilememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalılar … ve …’nın taşınmaz için tapuda ödenilen bedel dışında haricen ödemede bulunduklarının anlaşılmasına, ayrıca adı geçen davalıların borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin
davalılar … ve …’ya ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
2)Davacı vekilinin davalı …’a yapılan satışa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir.
Bu tür davalarda amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde borçlu davalı … Yapı Proje İnşaat Taahhüt Tic. …nin davalı …’a sattığı taşınmaza ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar davalı …’un borçlu olmaması nedeniyle davada taraf sıfatının olmadığını kabul ederek hüküm kurulmuş ise de dosya arasındaki tapu kayıtlarından borçlu davalı … Yapı Proje İnşaat Taahhüt Tic. …nin davalı …’a davacı tarafından temyize konu edilen 29 ada 12 sayılı parsel üzerindeki bir kısım bağımsız bölümleri 20.03.1997 tarihinde sattığı anlaşıldığından davada üçüncü kişi sıfatıyla davalı tarafta yer almış olması gerekirken yanlış değerlendirme ile taraf sıfatının olmadığının kabulü doğru değildir. Ayrıca davacı tarafın icra takibinin dayanağı olan çeklerin keşide tarihlerinin ve dairenin geri çevirme kararı sonucu getirtilen kredi sözleşmesinin düzenlenme
tarihinin tasarruf tarihinden sonra olduğu görülmüştür. Ancak uygulamada temel ilişkinin çekin keşide tarihinden önce kurulduğu halde borçlu tarafından borca karşılık ileri tarihli çekler keşide edildiği görülmektedir. Bu durumda mahkemece davalı …’un davada davalı sıfatı ile yer alması gerektiğinin kabulü ile davacı ile borçlu davalı arasındaki borcun kaynağının ne olduğu, borcun hangi tarihte doğmuş olduğu hususunda davacı ile davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun anlaşılması halinde üçüncü kişi konumundaki davalı …’un borçlu şirketin eski ortaklarından olduğu ve halen ortağı olan …’un da kardeşi olduğu göz önünde bulundurulduğunda borçlu şirketin alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olması nedeniyle borçlu davalı ile davalı … arasındaki tasarrufun İİK.nun 280. maddesi uyarınca iptali gerekeceği, dava konusu taşınmazın üçüncü kişi tarafından elden çıkarılmış olması nedeniyle de davanın İİK.nun 283/II maddesi uyarınca tazminat isteğine dönüştüğünün göz önünde bulundurulması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yanlış değerlendirme sonucu bu tasarruf yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
3)Davacı vekilinin dava konusu…plaka sayılı aracın borçlu davalı tarafından davalı … Sınai Ürünler Akaryakıt Pazarlama ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ne satışına ilişkin temyiz itirazları yönünden ise; Mahkemece tasarrufun icra takibinden sonra yapılması ve işlemin şirket mallarının paylaşılmasına yönelik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava ve tasarrufa konu edilen aracın 24.06.1999 tarihinde borçlu davalı tarafından üçüncü kişi konumundaki davalı … Sınai Ürünler Akaryakıt Pazarlama ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.ne satıldığı, borcun dayanağı olan çeklerin keşide tarihlerinin ise tasarruf tarihinden önce olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca İİK.nun 280/1 maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı işlemlerin borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği öngörülmüştür. Dosya
içeriğinden davalı şirketlerin isim benzerliği de göz önüne alındığında her iki şirketin kuruluşundan itibaren tüm sicil kayıtları incelenerek ortakları arasında akrabalık veya yakınlık olup olmadığının araştırılması, bu davalılar arasında ticari bir ilişki olup olmadığının ve üçüncü kişi konumundaki … Sınai Ürünler Akaryakıt Pazarlama ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.nin borçlu şirketin alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken durumda olup olmadığının irdelenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılar … ve …’ya ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer davalılara ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün borçlu davalı ile davalılar … ve … Sınai Ürünler Akaryakıt Pazarlama ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki tasarruflar yönünden BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 7.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.