Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5099 E. 2012/6124 K. 14.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5099
KARAR NO : 2012/6124
KARAR TARİHİ : 14.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün, süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi. Gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araca, davalının sevk ve idaresindeki tescilsiz motosikletin tam kusurlu çarpışması sonucu hasarlandığını, sigortalıya ödenen 7.677.00 TL’nın faiziyle birlikte rücuen tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı … şirketinin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren KTK.’nun 109. maddesindeki iki yıllık süre içinde iş bu davayı açmadığı anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Sigorta rücu davalarında zamanaşımı, halefiyet ilkesi açısından sigorta ettirenin zarar veren aleyhine açacağı davanın zamanaşımı süresine tabi olup, aynı tarihte başlar.
2918 sayılı KTK.’nun 109/2. maddesinde, davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanununun bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, davalının sürücüsü olduğu motosiklet ile davacıya kasko sigortalı araç 10.07.2006 tarihinde çarpışmış, davacı araç hasarını ödeyerek sigortalısına halef olmuş, 20.12.2006 tarihinde icra takibi başlatmış ve itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır. Kazada, davalı sürücü basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralanmış, davacıya sigortalı aracın sürücüsü dava dışı … hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olmak suçundan şikayet yokluğu nedeniyle Konya C.Başsavcılığınca takipsizlik kararı verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.’nun 89/1. ve 66/e maddeleri uyarınca sekiz yıllık ceza zamanaşımı süresi dolmadan icra takibinin başlatıldığı ve davanın açıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin zamanaşımı def’i reddedilip işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.5.2012 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

10.7.2006 olay tarihinde, davacıya kasko sigortalı araç ile davalının işleten ve sürücüsü olduğu tescilsiz motosikletin çarpışması sonucu 42 VK 999 plakalı sigortalı araçta meyana gelen hasar bedeli davacı tarafından sigortalısına 7.9.2006 tarihinde ödenmiş,
Olayda kusurlu olduğu iddiası ile hasar bedelinin rücuen tazmini istemiyle davacı tarafından davalı aleyhinde 18.12.2006 tarihinde genel haciz yolu ile icra takibi başlatılmış,
Borçlunun 27.12.2006 tarihinde takibe itirazı üzerine davacı tarafından 5.8.2010 tarihinde eldeki itirazın iptali davası açılmış,
Davalının süresinde zamanaşımı itirazı üzerine mahkemece ” davada 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımının gerçekleştiği” gerekçesi ile davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiş,
Davacının vaki temyizi üzerine sayın çoğunluk tarafından ” olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, olayda davalının yaralandığı, eylemin suç teşkil ettiği, 5237 sayılı yasanın 89/1, 66 maddesi gereğince 8 yıllık ceza zamanaşımına tabi olduğu, 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesi gereğince uygulanması gereken ceza zamanaşımının dava tarihi itibariyle henüz gerçekleşmediği” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Sayın çoğunlugun olayda 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde öngörülen uzamış, (ceza) zamanaşımı uygulanması gerektiğine ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Olayda motosiklet işleten ve sürücüsü olan davalı yaralanmış, davacıya kasko sigortalı araçta hasar meydana gelmiştir.
Davalının yaralanması nedeniyle davacıya kasko sigortalı araç sürücü aleyhinde yapılan soruşturma sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.7.2006 gün 2006/9826 sayılı takipsizlik kararı verilmiştir.
Kendisinden tazminat talep edilen davalının “davacıya sigortalı araca kusurla zarar verme” eylemi olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK hükümlerine göre suç teşkil etmemektedir.
Eldeki davanın konusu araç hasarına ilişkin olarak ödenen bedelin rücuen tahsili amacı ile girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalının eyleminin suç teşkil etmemesi nedeniyle 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde düzenlenen kuralın bu dava ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta tedevi giderleri veya destekten yoksunluk tazminatı gibi yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan dolayı zarar gören tarafın açtığı bir dava söz konusu olmadığından yaralama ile ilgili ceza zamanaşımı süresinin bu dava ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bu durumda uyuşmazlıkta 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekmektedir.
24.9.1971 gün 165-102 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararınında da belirtildiği üzere davacının selefi için olay tarihi olan 10.7.2006 tarihinde başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi, BK.133/2 maddesi uyarınca 18.12.2006 tarihinde yapılan icra takibi ile kesilmiş, BK.135 maddesi gereğince süre bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlamıştır. 2 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı 18.12.2006 takip tarihi ile dava tarihi olan 5.8.2010 tarihi arasında BK 133/2 maddesinde sayılan, zamanaşımı kesen, davacı tarafından gerçekleştirilen herhangi bir işlem bulunmamaktadır.
Dava tarihi itibariyle 2918 sayılı yasanın 109/1 maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleşmiştir. Yerel mahkemenin kabulüde bu yönde olup, yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerekirken suçun mağduru olan davalı hakkında, suç faili hakkında uygulanması gereken 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesinde öngörülen uzamış (Ceza) zamanaşımı uygulayarak yerel mahkeme kararını bozan sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.