YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5229
KARAR NO : 2012/6274
KARAR TARİHİ : 17.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı davalı …’e, onun davalı …’a, onun da davalı …’e sattığını ileri sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir
Davalılar … ve … davanın reddini istemiş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece borçlu davalı ile davalı … arasındaki akrabalık, düşük bedel ve kısa aralıklarla yapılan satış nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece borçlu davalı … ile davalı … arasındaki yakınlık, taşınmazın kısa aralıklarla ve düşük bedellerle devredilmesi nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davalar İİK 282. maddesi hükmü uyarınca
borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte yine anılan hükme göre davada kötü niyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Davalılardan … ve … doğrudan borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler olmayıp … dava konusu taşınmazı üçüncü kişi konumunda olan davalı …’den 21.05.2008 tarihinde satın alan dördüncü kişi, … ise aynı taşınmazı 18.06.2008 tarihinde davalı …’dan satın alan beşinci kişidir. Bu davalılar hakkındaki davanın kabul edilebilmesi, dolayısıyla onların yaptığı tasarrufun iptali, ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması durumunda mümkündür. Davalılar … ve …’in taşınmazı kısa aralıklarla satın almaları tek başına kötü niyetli olduklarının kanıtı olamaz. Ayrıca davacı alacaklı tarafından adı geçen bu davalıların kötü niyetli oldukları bir başka anlatımla borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden oldukları da isbat edilmediğinden hükmü temyiz eden bu davalılar hakkındaki davanın reddi gerekir. Bu durumda İİK’nun 283. maddesine göre davanın bedele dönüştüğü dikkate alınarak mahkemece davalı üçüncü kişi …’ün taşınmazı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri belirlenerek, belirlenen bu değer oranında (takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davalılar … ve …’in kötü niyetleri kanıtlanmışcasına ve İİK.nun 283/2. maddesi hükmü göz ardı edilerek davanın yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve …’e geri verilmesine 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.