YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5428
KARAR NO : 2012/13807
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ : … Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : … Asliye 6. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.12.2012 Salı günü davacı … … vekili Av. … ve davalılar …, … ve… vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında, davanın muvazaa nedenine dayalı taşınmaz satış işlemlerinin iptali isteğine ilişkin olduğu, kural olarak 3. kişi durumda bulunan kişilerin (davacı) muvazaa nedeniyle haklarının zarar gördüğünü ve hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilecekleri, muvazaalı işlem ile 3. kişinin zarara uğratılmasının ona karşı bir haksız eylem niteliği taşıdığı, 3. kişinin zarar gördüğünün benimsenmesi için muvazaalı işlemde bulunan kişiden bir alacağının bulunması gerektiği, somut olayda davacı …’in davalı …’den alacağının bulunduğunun alacak davası ile sabit olduğu, nitekim bu alacak davasında verilen ilama dayalı olarak davacı tarafça
… 31. İcra Müdürlüğünün 2004/2562 Esas sayılı dosyası üzerinden takip yapılmış olduğu ve takibin kesinleştiği, yapılan bu takibin, borçlu…’in kefil olduğu icra takibinden bağımsız olarak devam edip kesinleştiği bu takipte alacak miktarının 693.062 USD + 14.255 + 25.639 YTL olarak başlamış olduğu ve takibin devam ettiği belirtilerek, satışların yapıldığı tarihin, borca kefil olunmasından sonraki bir döneme rastlamakta olduğu ve iptale konu işlemlerin borçlu ile eşi ve kızı arasında yapılmış olduğu vurgulanarak davacının, talebini tazminata dönüştürdüğü ve açıklanan nedenlerle davalılar arasında gerçekleşen satışların muvazaalı olduğu yolundaki mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığına değinilmiş ayrıca davalı … … ve …’in tüm, davalı … …’in diğer temyiz itirazlarının reddine de karar verildikten sonra davalı … …’e, davalı babası tarafından devredilen taşınmaz hissesinin 8/15 olup, taşınmazın 7/15’lik hissesinin davalı … tarafından cebri icra yoluyla satın alınarak tam hisse haline gelen taşınmazın daha sonra dava dışı 4. kişi …’a devredildiği açıklanıp davacının bu taşınmaza ilişkin istemi olan 130.000 YTL’nin 8/15’i oranında davanın kabulüne karar verilmesi gereğine işaret edilmiştir.
Mahkemece birleştirilen dava da birlikte görülerek asıl davada, davalı … …’in bozma ilamı doğrultusunda tazminatla sorumlu tutulmasına ve birleşen davada, davalı … hakkındaki dava reddedilerek davalı … …’in ise 1.074,67 TL faiz alacağı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, BK 18. maddesi uyarınca açılmış muvazaa hukuki sebebine dayalı iptal istemine ilişkin birleştirilen dava ise asıl davada verilecek olan hükme dayalı faiz istemine ilişkindir.
Bozma öncesinde henüz açılmamış olan faiz alacağına ilişkin davanın asıl dava ile birleştirilmesinde ve asıl mahkemenin devam ettiği mahkemede neticelendirilmesinde bir isabetsizlik yok ise de her iki davanın birlikte görülmesi zorunluluğu da bulunmamaktadır. Zira davaya bakan mahkemenin her iki davanın birlikte görülemeyeceğini fark ederek davaların ayrılmasına karar vermesinde yasal bir engel yoktur. Somut olayda, faiz alacağına ilişkin olarak açılan birleştirilen davanın dayanağı, asıl davada verilecek olan ve varsa davacının birleştirilen davada istediği faiz miktarına ilişkin hüküm olacaktır. Asıl davanın reddi halinde davalı … … hakkındaki birleştirilen davanın kabulü mümkün değildir. Başka bir anlatımla şayet açılmış olan dava, başka
bir davanın sonucuna bağlı ise mahkemece sonuç bekleyen davada diğer dava bekletici mesele olarak kabul edilmeli ve neticesi beklenmelidir. Açıklanan nedenlerle işbu davamızdaki dosyaların birlikte görülme imkanı olmadığından, mahkemece dosyaların tefrik edilerek birleştirilen davada, asıl davanın bekletici mesele sayılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı şekilde birlikte görülmeleri doğru değildir.
Hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince işlem yapılmış olmasına karşın davalı … …’in elinden çıkardığı taşınmazın kabul edilen pay değerinin 69.333 TL yerine 63.333 TL olarak yazılarak her iki tarafa yüklenecek yargılama gideri ve vekalet ücretinin de yanlış hesap edilmesi isabetli değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 11.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.