Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5733 E. 2013/4993 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5733
KARAR NO : 2013/4993
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, plakası belirlenemeyen bir aracın davacıya çarparak yaralanmasına neden olup ortadan kaybolduğunu, davacının vücudunda ciddi kırıklar meydana geldiğini ve ameliyatlar olduğunu ileri sürerek 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu ve Karayolları Trafik Garanti Sigortası Yönetmeliği gereğince davalının sorumluluğu bulunduğundan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş göremezlik ve kalıcı sakatlık zararları yönünden toplam 8.000,00 TL. maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüyle 3.866,09 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava konusu kazaya ilişkin olarak düzenlenmiş bir kaza tespit tutanağı olmamakla birlikte resmi görevlilerce düzenlenen 21.7.2008 tarihli tutanakta davacının trafik kazası iddiasıyla hastaneye getirildiği belirtilmiştir.
Yargılama sırasında olayın olduğu yerde mahkemece keşif yapılmış, tanık dinlenmiş, olay yerinin fotoğrafı çekilmiş ve keşifte görevlendirilen bilirkişi davacıya çarptığı belirtilen ancak plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün olayda 2/8 oranında tali kusurlu olduğu, davacı yayanın ise yolun karşısına geçmek isterken ilk geçiş hakkını araca vermeyip tedbirsiz davranması nedeniyle 6/8 oranında asli kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu rapora yapılan itiraz üzerine alınan 03.8.2011 tarihli raporda plakası belirlenemeyen aracın % 30 oranında, davacının ise yolun karşısına geçerken yaya geçidini veya kavşak girişini kullanmaması nedeniyle % 70 oranında kusurlu bulundukları belirtilmiştir.
Mahkemece bilirkişi raporları arasında kusur oranları yönünden meydana gelen çelişkiler giderilmediği gibi keşif sırasında dinlenen davacı tanığı, yolun sağında davacı ile birlikte yürüdükleri sırada plakasını tespit edemedikleri bir aracın gelerek sol arkasından davacıya vurduğunu belirtmiş olduğundan bilirkişi raporundaki değerlendirme bu yönüyle dahi dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
O halde, mahkemece gerektiğinde davacı tanığının olay anına ilişkin bilgi ve görgüsünün tespiti yönünden yeniden dinlenmesi, tanığın önceki beyanlarıyla meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi, ondan sonra davacı (yaya) ile plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün olaydaki kusur oranlarının tespiti için dosyanın Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile olayın oluş şekli itibariyle olay tutanağı, hazırlık soruşturma dosyası, keşif, tanık beyanı, mevcut bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte irdelenerek tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve mevcut çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, kusur yönünden oluşacak duruma göre gerektiğinde aktüer bilirkişiden tazminat yönünden ek
rapor alınması ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 8.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.