YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5818
KARAR NO : 2013/7587
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2008/10803 sayılı Takip dosyasında yapılan 23.05.2008 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişi tarafından bir başka takip dosyasında kesinleşen ihalede satın alındığını, davacının 10.10.2007’den beri haciz adresinde kiracı olarak faaliyet gösterdiğini, borçluların haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacının mahcuzları kesinleşen ihalede satın aldığını iddia ettiğini, ancak ihalenin borçlunun iş yerinde 04.10.2007’de yapıldığını, kesinleşmeden 10.10.2007’de aynı yerde üçüncü kişinin kiracı olarak faaliyete başladığını, tüm bu işlemlerin muvazaaya dayandığını, iş yeri devri yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu mahcuzun üçüncü kişi tarafından bir başka takip dosyasında kesinleşen ihalede satın alındığı, bilirkişi incelemesi ile bu durumun tespit edildiği, diğer yandan hacze konu eşyanın borçluya ait olduğunun kanıtlanamadığı“ gerekçesi ile davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Davacı 3.kişi, dava konusu mahcuzu Büyükçekmece 1.İcra Müdürlüğü’nün 2007/3907 sayılı takip dosyasında 04.10.2007’de yapılan ve 11.10.2007’de kesinleşen ihalede, alacağa mahsuben satın aldığını idda etmektedir.
İhale tarihi ile asıl icra takibine dayanak çek tarihleri arasında bir-iki ay gibi kısa bir zaman dilimi bulunmaktadır.
Çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi ticari yaşam içinde sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Diğer yandan ihale dosyasındaki alacak miktarı 320.000,00 TL olduğu halde hacizli üç aracın satışından da vazgeçilmiş, ihale muhafaza işlemi gerçekleştirilmeden borçlunun işyerinde yapılmış, bundan kısa bir süre sonra 3.kişi aynı yerde kiracı sıfatı ile ticari faaliyetine başlamıştır.
Yukarıda değinilen tüm bu hususlar karşısında alacaklı tarafın ihale dosyasındaki icra takibinin muvazaalı yapıldığı yönündeki savunmasının yöntemince ve yeterince araştırılması gerekir.
Bu bağlamda davacı ile borçlunun ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ihale dosyasındaki icra takibine konu borcun gerçekliği saptamalı, bu sırada 3.kişinin ticari işletmesinin kapasitesi borçlanmaya neden olan işlemin niteliği, ödeme gibi konulara da bakılmalıdır.
Bununla birlikte 3.kişinin borçlu şirket ortakları ile akrabalık ya da benzeri bir bağ (örn; sigortalı çalışanı olup olmadığı vb) içinde bulunup bulunmadığı konuları da hem kayıtlar üzerinden hem de mahallinde yaptırılacak kolluk incelemesi ile saptanmalıdır.
Muvazaanın bulunmadığı sonucuna varılırsa bu kez yapılacak keşif ve bilirkişi incelemisi ile hacizli eşyanın tüm ayırt edici özellikleri belirlenip, bundan sonra ihale tutanağı ile karşılaştırması yapılmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.