YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5969
KARAR NO : 2013/4064
KARAR TARİHİ : 25.03.2013
MAHKEMESİ : Ankara Asliye 16. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı … vekili, davalı borçlular …,… aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malları bulunamadığını ileri sürerek borçluların, dava konusu taşınmaz hissesini davalı …’ye onun da davalı …’e satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalı …, …vekili ile davalı … davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı tarafından aciz belgesi alınmadığı ve son malik …’in iyiniyetli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davalı … hakkındaki davanın iptaline yönelik temyiz itirazları yerinde değil ise de davalı … hakkında verilen karar için yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacılar tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Mahkemece, aciz belgesi sunulmadığı
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de davalı borçlu …’in davada, kendisini temsil ettirdiği avukata verdiği adreste yapılan hacizde geçici olarak bulunulduğu iddiasınada bulunulmuştur. Duruşma sırasında ise ısrarlı soruya rağmen borçlu adres bildirmekten imtina etmiştir.
İcra dosyasında borçlunun tapu kayıtlarının araştırılmasına yönelik 26/10/2011 tarihli yazı cevabının neticesi de araştırılmamıştır. Halbuki yazı neticesinin aciz haline etki edebileceği de açıktır.
Hal böyle olunca mevcut durumda borçlunun aciz hali mevcut olmakla birlikte tapudan gelecek cevabın araştırılması ve borçlunun aciz halini ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı anlaşıldığı takdirde sürekli adres değiştiren borçlunun aciz hali var kabul edilerek yargılamaya devam olunması, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlendiği ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış olmadığı, Kanun’un, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK. m. 281 ) bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkemenin bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebileceği ( Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ) gözetilerek somut olayda mahkemece davacının delil dilekçesinde gösterdiği ve dava konusu taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunup bulunmadığına yönelik olarak dayandığı keşif deliline başvurulması davacıdan tanık listesinin istenilmesi ve bedel farkına yönelik ve İİK 280/I. fıkrasına ilişkin araştırma da yapılarak hasıl alacak duruma göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 25.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.