YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6096
KARAR NO : 2012/6902
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) yetkilisi, Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2008/16431 sayılı Takip dosyasında yapılan 03.11.2008 günlü hacze konu menkullerin kendilerine ait olduğunu, iş yerinin ve mahcuzların borçlu ile ilgisinin bulunmadığını belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, dava konusu haczin borçlu şirkete ait iş yerinde yapıldığını, bu sırada borçlu şirket yetkilisinin de hazır bulunduğunu ve kasada oturduğunu, ayrıca burada borçluya ait bir aracın da görüldüğünü, aynı yerde daha sonra yapılan hacizde üçüncü kişi şirketin dosyaya ödeme yaptığını, iki şirketin ortakları arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu) vekili, mahcuzların üçüncü kişi şirkete ait olduğunu, borçlu ile davacının faaliyet alanlarının farklı olduğunu ve birbirinin devamı niteliğinde bulunmadığını, …’nun üçüncü kişi şirketin kuruluşunda yer aldığını, ancak payına düşen borçları ödeyemediği için ortaklıktan ayrıldığını belirtmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre: “haczin üçüncü kişinin faaliyet adresinde yapıldığı, ödeme emrinin burada tebliğ edilmediği, borçlu ve davacı şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğu, borçlu şirketin ortağı olan …’nun aynı zamanda üçüncü kişi şirketin ortağı olmasının davacının sorumluluğunu gerektirmeyeceği, kaldı ki bu ortağın payını devrettiği“ gerekçesi ile davanın kabulü ile 03.11.2008 günlü haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ve tazminat talebinin reddi ile 23.10.2008 günlü hacizle ilgili karar verilmemesi yönünden ise davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 97/13. maddesi gereğince üçüncü kişi yararına tazminata hükmedilebilmesi için davalı alacaklı tarafın mahcuzların üçüncü kişiye ait olduğunu bilerek haczin yapılmasını sağlaması gerekir. Somut olayda, borçlu ve davacı şirketler arasında ortaklar itibarı ile organik bağ bulunmaktadır ve davacı şirket borcun doğumundan çok kısa bir süre önce kurulmuştur. Bu koşullarda hükmün tazminata hükmedilmemesi ile ilgili kısmı doğru bulunduğundan davacı üçüncü kişi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
İcra takibi iki adet çekten doğan alacağa dayanmaktadır. Ticari yaşam içinde çeklerin ileri tarihli olarak düzenlenmesi ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Davacı üçüncü kişi şirket, çek tarihlerinden çok kısa bir süre önce kurulmuştur. Borçlu şirketin ortağı ve yetkilisi olan … davacı şirketin de ortağı iken, borcun doğumundan hemen sonra ortaklıktan ayrılmıştır. Bununla birlikte davacı şirketin ortağı Mehmet Ali, Ömer’in ve borçlu şirket ortağı …’ın kardeşidir. İki şirketin faaliyet alanları farklı da olsa ortakları itibarı ile aralarında organik bağ bulunmaktadır.
Kolluk aracılığı ile mahallinde yapılan incelemede 09.06.2009 itibarı ile borçlunun ticaret sicil kaydında geçen …. adresini boşalttığı belirlenmiştir. Ticaret sicil kaydına göre halen bu adreste faaliyet göstermektedir. Anılan tespitten sonraki ticaret sicil kayıtları getirtilmediği ve ilgili vergi dairesi ile yazışma yapılmadığı için borçlunun yeni bir faaliyet adresinin olup
olmadığı, fiilen faaliyetini sürdürüp sürdürmediği bilinmemektedir.
Davalı alacaklı taraf, haciz adresinde bulunan üçüncü kişi şirketin borçlu şirketin devamı mahiyetinde çalıştığını, hatta eski tarihli bir haciz işlemi sırasında haciz mahallinde borluya ait bir aracın haczedildiğini, bu sırada iş yerinde borçlu şirket yetkilisinin de hazır bulunduğunu savunmuştur.
İlgili takip dosyasının yapılan incelemesinde haciz talebi ve tutanağının dosya içinde yer almadığı görülmüştür. İcra Müdürlüğü’nde tutulan Defter ve kayıtlara göre bir inceleme yapılmadığı için de haciz kararının bulunup bulunmadığı, buna ilişkin harç ve diğer masrafların yatırılıp yatırılmadığı, varsa haciz tutanağının nerede olduğu da belirlenememektedir.
Davacı şirketin icra takibine dayanak çek tarihlerinden kısa süre önce kurulması, ortaklar itibarı ile iki şirket arasında organik bağ bulunması, borçlunun ticaret sicil kaydında geçen adresini terk etmesi olguları karşısında borçlu şirketin üçüncü kişi şirket üzerinden faaliyetini sürdürdüğü yönündeki savunmanın etraflı bir şekilde araştırılması gerekir.
Bunun için de yapılması gereken iş öncelikle, borçlunun fiilen faaliyet alanını değiştirip üçüncü kişi şirket üzerinden çalışmaya devam edip etmediğini saptamak olmalıdır. Bu bağlamda, adres değişikliği yapıp yapmadığı Ticaret Sicil Memurluğu ile ilgili Vergi Dairesi’nden sorulup, yeni adresinde faaliyetine devam edip etmediği de mahallinde kolluk aracılığı ile araştırılmalı, gerekirse ticaret sicil kayıtları üzerinden bu konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
Bununla birlikte Ankara 14. İcra Müdürlüğü’nün 2008/12394 sayılı Takip dosyasına ilişkin ilgili Müdürlük bünyesinde tutulan tüm Defter ve kayıtlar üzerinden araştırma yaptırılıp alacaklı tarafın savunmasında dayandığı haciz tutanağının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. Haciz tutanağı içeriği ve toplanacak diğer delillere göre alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı hareket edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 28.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.