YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6243
KARAR NO : 2012/7221
KARAR TARİHİ : 04.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın, davalıların sahibi ve işleteni olduğu otoparka park edildikten sonra çalındığını, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalıların zarardan sorumlu bulunduklarını, sigortalıya ödenen 80.900.00 YTL’nin faiziyle birlikte rücuen tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu belirterek itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, olayın hırsızlık değil gasp niteliğinde olduğunu, müvekkillerinin gerekli tüm tedbirleri aldığını, kusur ve ihmallerinin bulunmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya sigortalı araç maliki ile davalılar arasında BK.’nun 463. maddesinde tanımlanan vedia sözleşmesi bulunduğu, gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalıların zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların takibe itirazının 80.900.00 TL asıl alacak ve 3.304.71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 84.204.71 TL üzerinden iptaliyle takibin devamına, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … ile katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, TTK.’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1982 Anayasası’nın 36. ve 1086 sayılı HUMK.’nun 73. maddesi (6100 sayılı HMK.’nun 27. maddesi), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi uyarınca, taraflar dinlenme-
den, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere uygun davet edilmeden hüküm verilemez.
Dosyada mevcut İstanbul Barosu Başkanlığı’nın 13.04.2012 tarihli yazısından, davalılar vekili Av. …’in 06.03.2008 tarihinde baro levhasından kaydının silindiği bildirilmiştir. Mahkemece, bozmadan sonra davalılar vekiline duruşma günü TK.’nun 35. maddesi uyarınca 05.01.2011 tarihinde tebliğ edilmiş ise de yapılan tebligat usule aykırıdır.
Bu durumda mahkemece, davalı asillere usulüne uygun duruşma günü tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olup, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, davalı …’un sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı …’un sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’a geri verilmesine 4.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.