Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/6496 E. 2013/6604 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6496
KARAR NO : 2013/6604
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (alacaklı) vekili, İstanbul 5. İcra Müdürlüğü’nün 2006/4836 (yenileme ile 2009/15600) sayılı Takip dosyasında yazılan talimat uyarınca, İcra Müdürlüğü’nün sayılı Talimat dosyasında yapılan 23.06.2009 günlü hacze konu menkullerin takip borçlusuna ait olduğunu, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan sonra aynı alanda faaliyet göstermek üzere kurulmuş paravan şirket olduğunu, iki şirketin ortakları itibarı ile organik bağ içinde bulunduğunu belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişi) vekili, üçüncü kişi şirketin ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğunu, borçlu ile bir kısım ortaklarının aynı kişiler olması nedeni ile mallarının haczedilemeyeceğini, somut olayda alacaklının ispat yükü altında olduğunu, ancak ticaret sicil kayıtları dışında bir delile dayanamadığını belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapılmadığı, haciz adresinin borçlu ile ilgisini gösteren bir belgenin ele geçmediği, borçlu ile bir kısım ortaklarının aynı kişilerden ibaret olması nedeni ile üçüncü kişi şirketin mallarının haczedilemeyeceği“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesi uyarınca “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
Ne var ki dava konusu haciz, icra takibine konu faturalarda da geçen borçlunun önceki faaliyet adresinde yapılmıştır ve üçüncü kişi şirket borcun doğumundan sonra aynı alanda faaliyet göstermek üzere kurulmuş olup kurucu ortaklarının bir kısmı borçlunun ortağı ve yetkilisi olan Jack Koen ile yakın akrabalarıdır.
Somut olayda, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerekir. İcra Müdürü’nün sehven İİK’nun 99. maddesini uygulaması ispat yükünün yer değiştirmesi sonucunu doğurmayacaktır.
İspat yükü altında olan üçüncü kişi mahcuzlara ilişkin olduğu iddiası ile faturalar sunmuştur. Davacı alacaklı taraf üçüncü kişi şirketin paravan olarak kurulduğunu iddia etmektedir. Yukarıda değinilen olgular karşısında bu hususun borçlu ile birlikte üçüncü kişi şirketin ticaret sicil ve vergi kayıtları üzerinde yaptırılacak bir bilirkişi incelemesi ile tespiti gerekir. Gerçekten de üçüncü kişinin, borçlunun envanterinde kayıtlı eşyaları devraldığı, borçlunun işçileri ile faaliyetini sürdürdüğü, vb. belirlenirse üçüncü kişi şirketin alacaklıdan mal kaçırmak için muvazaalı olarak kurulduğu ya da İİK’nnu 44. maddesi ile 6098 sayılı TBK’nun 202. (818 sayılı BK’nun 179.) maddesinin uygulanma koşulları da gündeme gelecektir.
Muvazaanın ya da işletme devrinin bulunmadığı sonuçlarına varılırsa bu kez üçüncü kişinin sunduğu faturaların mahcuzlara uygunluğu yönünde keşif ve bilirkişi incelemeleri yapılmalıdır.
Belirtilen tüm bu hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde karar verilmesi hatalı olmuştur.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 9.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.