YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7359
KARAR NO : 2012/11002
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-…,2-…
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıların işleten ve sürücüsü olduğu aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, davalının 4/8 oranındaki kusuruna isabet eden miktardan dava dışı trafik sigorta şirketinden tahsil edilen meblağ düşüldükten sonra, bakiye 2.670,00 TL.nın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilahare, 20.11.2009 tarihli ıslah dilekçesiyle bilirkişi raporuna göre taleplerini toplam 11.340,00 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı Hazine vekili, dava ve ıslah dilekçesindeki taleplere karşı zamanaşımı itirazında bulunmuş, kusur ve hasarı kabul etmediklerinden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, ıslah edilen davanın kabulüne, 2.670,00 TL.nın ödeme tarihinden, 8.670,00 TL.nın da ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
../…
– 2 –
2012/7359
2012/11002
Davacı tarafça verilen ıslah dilekçesi, davalı Hazine vekiline 14.12.2009 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili aynı tarihli olarak (süresinde) zamanaşımı def’inde bulunmuştur. Mahkemece davalının bu itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Somut olayda, dava konusu kaza 09.5.2007 tarihinde meydana gelmiş, davacı 28.6.2007 tarihinde sigortalısına tazminat ödemiş, asıl talep yönünden dava 08.5.2008 tarihinde açılmış ise de ıslah dilekçesi 20.11.2009 tarihinde verilmiştir. O halde, mahkemece, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı araştırılıp bu yön kararda tartışılmak suretiyle, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, ıslah dilekçesindeki talep yönünden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre; HUMK’nun 74. (HMK’nun 26) maddesi uyarınca, hakim taleple bağlı olup, talepten fazlasına karar verilemez. Davacı vekili davalı tarafın 4/8 oranında kusurlu olduğunu belirterek dava açmış ve bununla kendini bağlamıştır. O halde, bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek zarar miktarından davalının 4/8 kusur oranına isabet eden miktar bulunup, bundan da dava dışı sigorta şirketinden tahsil edilen meblağ düşüldükten sonra belirlenecek tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken, talep aşılarak yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.