YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7471
KARAR NO : 2013/4619
KARAR TARİHİ : 02.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı taşınmazı 11.6.2009 tarihinde davalı Hak Plastik Ambalaj San ve Tic.Ltd.Şti’ne sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu … vekili, dava konusu taşınmazın borç ödeme amacıyla ve borçtan önce satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hak Plastik Ambalaj San ve Tic.Ltd.Şti. Vekili, davalı borçlu ile müvekkili şirket arasında on yıldır devam eden ticari ilişki olduğunu, borçludan 60.000,00 TL alacakları olup dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben 180.000,00 TL’ye alındığını ve halen taşınmazın müvekkili şirket tarafından mağaza olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu tasarrufun yapıldığı tarihte borçlunun aciz halinde olmadığı, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeline üzerindeki ipotek bedeli eklendiğinde, rayiç değerle arasında misli fark bulunmadığı, davacının iptal sebebi olarak taşınmazın gerçek değerinin altında bir bedelle satılmış olması sebebine dayandığı, oysa davacının iddiasının aksine taşınmazın gerçek değeri olan 42.000,00 TL üzerinde davalı 3.kişiye 60.000,00 TL bedelle satıldığı, borçlunun mal kaçırma kastı olmadığı, davalı 3.kişinin dava konusu taşınmazı borçludan olan 60.000,00 TL alacağını almak amacıyla aldığı, bu nedenle dava şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK.nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın dinlenebilmesi için; takip konusu alacağın gerçek olması, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş bulunması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin varlığı dava koşuludur. Ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda; takip konusu borç 3.3.2007 ve 3.3.2008 tarihli kredi sözleşmesinden doğmuştur. Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2010/368 ve …, Adana 10.İcra Müdürlüğünün 2010/4134 sayılı takip dosyaları içeriğinden borçlu hakkındaki
icra takiplerinin kesinleştiği, 9.6.2010, 2.6.2010 ve 9.2.2010 tarihli haciz tutanaklarının İİK 105/2 madde kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu, takip konusu alacağın gerçek olduğu anlaşılmaktadır. İptali istenen tasarruf ise 3.3.2007 ve 3.3.2008 tarihli kredi sözleşmelerinden sonra 11.6.2009 tarihinde yapıldığından bu yöndeki dava koşulu da gerçekleşmiştir. Bu durumda somut olayda dava ön koşulları mevcut olduğundan İİK 278,279 ve 280.maddelerdeki iptal koşularının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Dava konusu taşınmaz borçlu tarafından 11.6.2009 tarihinde üzerindeki 125.000,00 TL ipotekle yükümlü olarak 60.000,00 TL bedelle davalı şirkete satılmıştır.Mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporundan taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri 42.000,00 TL olarak tespit edilmiştir. Davalı şirket vekili dava konusu taşınmazın müvekkili şirkete 180.000,00 TL’ye mal olduğunu belirterek 12.6.2009 tarihli 120.000,00 TL meblağlı banka dekontunu sunmuştur. Rayiç değeri 42.000 TL olan taşınmazın 180.000,00 TL’ye satın alınması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davalılar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalı 3.kişi şirketin davalı borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1.madde gereğince iptale tabi olduğunun gözardı edilmesi, davalı 3.kişi şirket vekili dava konusu taşınmazın alacağa mahsuben alındığını savunması karşısında anılan taşınmaz devrinin mutad ödeme olmaması nedeniyle İİK 279/1-II madde gereğince de iptale tabi olduğunun değerlendirilmemesi isabetli görülmemiştir.
Bir davada taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir.
Mahkemece, davacının iptal sebebi olarak düşük değere dayandığı, taşınmazın gerçek değerin çok altında satılması muvazaa gerekçesi ile bu davayı açtığı, başka gerekçe ileri sürmediği gerekçesiyle değerlendirmesini sadece İİK 278/II madde gereğince yapması da doğru değildir. Bu durumda davacı tarafından dava konusu tasarrufun Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2010/368 ve … Adana 10.İcra Müdürlüğünün 2010/4134, Adana 14.İcra Müdürlüğünün 2010/7879 sayılı takip dosyaları yönünden iptali istendiğinden, Adana 8.İcra Müdürlüğünün 2010/368 ve 2010/372, Adana 10.İcra Müdürlüğünün 2010/4134 sayılı takip dosyaları yönünden dava konusu tasarrufun İİK 280/1 ve 279/1-II maddeler gereğince iptale tabi olduğu gözönüne alınarak Adana 14.İcra Müdürlüğünün 2010/7879 sayılı
takip dosyası yönünden de yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılarak anılan bu dosya yönünden de iptal şartlarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazların kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.