Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8300 E. 2013/4808 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8300
KARAR NO : 2013/4808
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili dava dışı tasfiye Halinde … San. Ve Tic. Ltd. Şti.nin müvekkiline olan vergi borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi yaptıklarını ancak vergi borcunu tahsil edemediklerini, şirketin büyük ortağı ve müdürü olan …’ın kendisine ait taşınmazı kızı olan diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiş, taşınmazı … ’tan satın alan … davaya dahil edilmiştir.
Davalı … davanın reddini savunmuş, diğer davalılar cevap vermemiştir.
Mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu tür davaların açılabilmesi için öncelikle borçlu davalı hakkında yapılıp kesinleşen bir icra takibinin olması gerekir. 6183 sayılı yasanın 26. maddesi uyarınca tasarrufların yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra bu maddelere istinaden dava açılamaz. Bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen göz önüne alınması gerekir.
Yukarda açıklanan ön koşulların olması halinde ise aynı yasanın 27. maddesinde Amme alacağını ödememiş borçlulardan, müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmıyanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinin başlamasından sonra yaptıkları bağışlamalar ve ivazsız tasarrufların hükümsüz olduğu belirtilmiş olmakla yapılan tasarrufların bağışlama veya ivazsız olarak yapılıp yapılmadığı irdelenmelidir. Yine aynı yasanın 28. maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza aynı yasanın 30. maddesinde borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muameleler tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğu hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan aynı yasanın 29. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda mahkemece vergi dosyası üzerinden kesinleşen icra takip tarihi itibari ile geriye doğru 3 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak 6183 sayılı Yasa uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında sadece 26. maddedeki 5 yıllık dava açma ile ilgili hak düşürücü süreden söz edilmekte olup başkaca da bir hak düşürücü süre düzenlenmemiştir. Dava konusu edilen tasarruf 28.09.2007 tarihli olup dava 31.05.2010 tarihinde açılmakla hak düşürücü süreden bahsetmek mümkün değildir. Davalı borçlu yönünden de borcun doğumu tasarruf tarihi olan 2007 ve önceki döneme aittir. Bu durumda mahkemece borçlu davalı … yönünden 6183 sayılı Yasa uyarınca usulüne uygun biçimde icra takibi yapılıp yapılmadığının irdelenmesi, usulüne uygun takip var ise yukarda açıklandığı gibi 6183 sayılı Yasanın 27 ile 30. maddelerinde yazılı iptal koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması ve buna
ilişkin olarak tarafların delillerinin toplanması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.